Define cilik ve define isaretleri hakkında kullanıcılara bilgiler sunulan forum sitesi, define isaretleri, define siteleri, define sitesi, definecilik " Kıssadan Hisse." | Sayfa 2 | Define Mekanı- Define işaretleri

" Kıssadan Hisse."

Konusu 'Mizah, kültür ve eğlence forumu' forumundadır ve Lacivert24 tarafından 20 Mart 2020 başlatılmıştır.

  1. MAVRAN

    MAVRAN Usta Define İşaretleri

    Katılım:
    31 Aralık 2014
    Mesajlar:
    2.463
    Beğenileri:
    6.460
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    Trabzon_Kocaeli
    38 kişinin içinden kala kala iki kişi kaldık.
    Sene yanılmıyorsam 1992 olmali Karadeniz Teknik Üniversitesinde bulunan hopa yüksek okul bünyesine mobilya bölümü mezunu teknisyen kategorisinde eleman alınacakdı.
    Uzun yıllar arkadaşlık yaptığım bir arkadaş beni aradı ve buraya eleman alacaklar gel müracaat edelim dedi ve gidip müracaat ettik.
    İşin aksisi bir kişi alacaklar.
    Sınavı kazananların listesi asıldı 38 kişi kazanmış.
    Mülakata girene sonuç hemen söyleniyordu. Arkadaşım son sırada ben onun önündeyim.
    Sırayla giriyor çıkıyor arkadaşlar giren sevinçli çıkan üzgün. Sira bize yaklaştı önümde olan girince ben bilerek lavaboya gittim.
    Ben olmayınca arkadaşımı aldılar.
    Çıkınca yüzü gülüyordu ancak içeride olanlar benimle de konuşmak istiyor ve sonucu ona öyle söyleyeceklerini dediler.
    Ve arkadaş bana içeri girmem için işaret etti ancak ben kapıda bekleyen görevliye içeri girmeyeceğim dedim ve oradan ayrıldım.
    Arkadaşım peşimden geldi girmem için ısrar etti ancak geri dönmedim.
    Arkadaşım işe başladı.
    Bana neden girmedin diye soranlar oldu bilmiyorum ancak o işi o bulmuştu ve bir kişi alınacak olmasına rağmen beni çağırması büyük erdemliktir. Bence o işi o hak etmişti bende öyle yaptım ve onun işe girmesini sağladım.
    Aradan geçen yıllara rağmen arkadaşlığımız güçlendi ve büyüdü.
    Yaptığım o olaydan kısa süre sonra bende Kocaeli de çok güzel bir iş buldum ve iyi kazandım.
    Tanıyanlar heb sorar senin dorbilin nereden di de bu işe böyle girdin diye. Bende ALLAHTAN dedim.
    İnancım o ki ben yaptığıma karşılık RABBİM de bana o işi sundu.
    Yaptığımdan hiç bir zaman pişman olmadım. İyiki öyle yapmışım.
    Gençler tavsiyem sizde öyle yapın hem bir ömür huzurlu oluyor hemde sonunda mutlu yaşıyorsunuz.
     
    • Allah(c.c) Razı Olsun Allah(c.c) Razı Olsun x 2
    • Beğen Beğen x 1
  2. Lacivert24

    Lacivert24 Extra/Dini Konular Araştırmacı

    Katılım:
    20 Ocak 2013
    Mesajlar:
    6.287
    Beğenileri:
    16.250
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Emekli
    Yer:
    Erzincan
    Salihlerden bir mübarek zât varmış.
    Bir Cuma günü,
    Evde un kalmayınca merkebine yüklemiş buğdayı,
    Değirmene doğru koyulmuş yola...
    Değirmene vardığında, çuvalı indirirken merkep kaçıyor.
    Merkebi aramaya çıksa, Cuma namazı kaçacak.
    Kendi kendine;
    “Sen nereye gidersen git, ben Rabbimin emrinden çıkmam,
    Doğru Cuma namazına gidiyorum..” diyor...
    Vakit giriyor ve huşû içinde ibadetini yapıyor...
    Cumadan sonra bakıyor, merkep hâlâ yok...
    Tarlaya gitse merkep lazımdır. Un için zaten yine merkep lazım.
    “Ben şimdilik eve gidip biraz dinleneyim, sonra çaresine bakarız” diye düşünüyor...
    Eve yaklaşınca, ahırdan merkep sesi geliyor.
    “Hanım, bu merkebin burada işi ne?” diyor. O da,
    “Efendi, bugün ödüm patladı, az kalsın ölüyordum” diyor:
    “Bir aslan merkebi önüne katmış, bir o tarafa, bir bu tarafa, derken ahıra kadar getirdi. Ben de korkudan odanın bir köşesine saklandım. Pencereden baktım, aslan geldiği gibi gitti.”
    Adam;
    “Hanım, bu bizim merkep değil mi?” diye soruyor. Hanım da,
    “Evet bizim merkep” diye cevap veriyor.
    Adam şaşırıp kalıyor... Hanımı bu arada,
    “Bey, senin karnın açtır. Taze un geldi, ekmek yaptım” deyince adam hayretle,
    “Hanım, un nereden geldi?” diyor.
    “Sorma bey! Komşumuz değirmene gitmiş, kendi unu yerine bizim unu getirmiş, yanlışlığı anlayınca da unu bize bıraktı. Yani unumuz geldi...
    Sana bir haberim daha var bey! Bizim komşu bahçesini sulamış ancak kanalı açık unutmuş, bizim bahçe de sulanmış!”
    Mübarek zat, hanımından bunları duyunca ellerini açmış ve şöyle dua etmiş:
    “Allah’ım!
    Ben senin bir emrini yerine getirdim, sen benim üç ihtiyacımı gördün.
    Sana ne kadar şükretsem azdır Ya Rabbi...

    Mânâya bakmayı bilmemişse Göz ;
    Güzel de bir , çirkin de bir . . .
    Vermeye kudretsiz kalmışsa El ;
    Zengin de bir , fakir de bir . . .
    Ezandan huzursuz olmuşsa Kulak ;
    Duyan da bir , sağır da bir . . .
    Âllah Aşkını tatmamışsa Gönül ;
    Sevgi de bir , nefret de bir . . .
    Kul'luğun önüne geçmişse Kibir ;
    Şeytan da biir , Melek de bir . . .
    Ve ;
    Gaflet uykusuna dalmışsa Ruh . . . !
    Yaşam da bir , ölüm de bir ! . . .
     
    • Beğen Beğen x 4
  3. la mekan 001

    la mekan 001 üye Kullanıcı

    Katılım:
    23 Şubat 2020
    Mesajlar:
    85
    Beğenileri:
    68
    Tecrübe Puanı:
    18
    Cinsiyet:
    Bay
    Hasta hasta gönlüm hoş oldu Allah razı olsun abim
     
    • Beğen Beğen x 1
  4. Lacivert24

    Lacivert24 Extra/Dini Konular Araştırmacı

    Katılım:
    20 Ocak 2013
    Mesajlar:
    6.287
    Beğenileri:
    16.250
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Emekli
    Yer:
    Erzincan
    Geçmiş olsun ustam...
    Mevlam hayırlı şifalar versin inşallah...
     
    • Beğen Beğen x 1
  5. gıral

    gıral V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    3 Şubat 2014
    Mesajlar:
    1.498
    Beğenileri:
    1.500
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Yani ustam
    Allah cc karşı tevekkül içinde olan kul netsin altını gömüyü
    O bulmuş zaten enbüyük hazineyi
     
    • Beğen Beğen x 2
  6. Lacivert24

    Lacivert24 Extra/Dini Konular Araştırmacı

    Katılım:
    20 Ocak 2013
    Mesajlar:
    6.287
    Beğenileri:
    16.250
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Emekli
    Yer:
    Erzincan
    İsa aleyhisselam bir ağacın altında ibadet eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları felçli olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen, mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:
    – “Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!..”
    İsa aleyhisselam kötürüm adama yaklaştı:
    - Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Peki hangi nimettir, nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?
    Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:
    - Allahü teâlâ bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple O’nu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de O’na şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde O’nu tanıma sevinci, dilinde de O’na şükretme mutluluğu yoktur. Ama Rabbim bana bu sevgiyi ihsan eylemiş.
    İsa aleyhisselam;
    – “Ver şu elini öyle ise!” diyerek elinden tutar, gözlerinden öper. Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:
    - Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi Peygambersin, der. Sonra da ayakları üzerine kalkabildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:
    - Yâ Nebiyyallah! Sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyar ve der ki:
    – “Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında?”
    Adam bunları söyledikten kısa bir zaman sonra ruhunu teslim eder.
    Hadiseye şahit olanlar İsa aleyhisselama derler ki:
    - Yâ Nebiyallah! Onu secdeye indiren nimetlere biz tâ baştan beri sahibiz. Ama hiçbirimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.
    İsa aleyhisselam da onlara şöyle buyurur:
    - Öyle ise, tefekkür edin, siz de düşünün! Düşünen, sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini mahrumiyette sanır!
    *İnsanoğlu nimet içerisinde iken nimetin kıymetini idrak edemez. Balık suda iken suyun kıymetini bilmediği gibi. Ne zaman ki su’dan bir mahrumiyet olur işte o zaman çırpınmaya başlar ama iş işten geçmiştir...Artık yolun sonu görülmüştür.*
    Ya Rab! Zatının, sıfâtının, esmâının, efâlinin hudutsuzluğunca verdiğin nimetlere şükürler Olsun .
     
    • Beğen Beğen x 2
    • Allah(c.c) Razı Olsun Allah(c.c) Razı Olsun x 1

Sayfayı Paylaş