Mıknatıs Kullanımının Arama-bulmaya Etkileri Üzerine Bir Söyleşi

Konusu 'Güncel AR-GE (Araştırma ve Geliştirme) Bölümü' forumundadır ve bornovalı tarafından 29 Haziran 2017 başlatılmıştır.

  1. bornovalı

    bornovalı V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    20 Ekim 2014
    Mesajlar:
    189
    Beğenileri:
    655
    Tecrübe Puanı:
    93
    Cinsiyet:
    Bay
    Mıknatıs kullanımının arama-bulmaya etkileri üzerine bir söyleşi

    Yeraltındaki boşluk, su mineral ve madenlerin tespitinde çok çeşitli çisimler kullanıldığı herkesçe malumdur. Demir, bakır, pirinç, alüminyum, gümüş alaşımlı çubuklar en sık kullanılanlar diyebiliriz. Arama-bulma çalışması yapan kişi meziyetine en uygun cismi seçtiği gibi bazı ilave takviyeler de kullandığını önceki yazılarımızda işlediğimiz için kısa geçelim ve ilave takviye olarak kullanılan mıknatısı yakından tanıyalım ve nasıl bir “fayda” sağlaya bilirliği üzerine hep birlikte fikir jimnastiği yapalım.
    Önce tanım:
    Mıknatıs:
    özgül ağırlığı 2.7 gr/cm³ olan, manyetik alan üreten nesne veya malzemedir.
    Demir, çelik, nikel, kobalt ve saydığımız bu maddelerden yapılan bütün maddeler mıknatıs tarafından çekilirler.
    Tahta, cam, su, hava, kağıt, deri, alüminyum, gümüş, lastik, bakır, çinko, tebeşir gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilmezler.
    Mıknatıs çeşitleri :
    Doğal mıknatıs:
    Siyah veya siyahımtırak taş veya kaya benzeri şekilde doğal halde bulunurlar.
    Yapay mıknatıslar: Daha önce mıknatıs özelliği olmayan bir madde iken, çeşitli müdahaleler ile mıknatıs özelliği gösteren maddelerdir. Örnek; Su katılarak çelikten yapılan mıknatıslar, Kobalt, nikel ve alüminyum karşımı bir madde olan “alnico” dan yapılan mıknatıslar.
    Elektromıknatıs: Çelik ya da demir, bir maddeye elektrik akımını geçiren bir tel sarılarak mıknatıs özelliği kazandırılan mıknatıs türü ise, elektromıknatıs adını alır.
    Özellikleri:
    Mıknatısların uçları çekme ve itme özelliği gösterirler. Mıknatıstık etkisinin en şiddetli olduğu bu uçlara kutup adı verilir. Bir mıknatısın şekli nasıl olursa olsun iki kutbu bulunur. Kuzey (N) – Güney (S)
    Elektrik yüklerinde olduğu gibi, mıknatıslarında aynı kutupları birbirini iter, zıt kutupları ise birbirini çeker.
    Mıknatısın magnetik alanı içine konulan demir parçaları geçici olarak mıknatıslık özelliği kazanır. Şekilde(1) demir parçasına mıknatısın S kutbu yaklaştırılırsa, demirin S ye yakın olan kısmı N, diğer tarafı ise S kutbu olur.
    Bir mıknatıs demir çubuğun orta kısmına şekildeki gibi yaklaştırılırsa, demir çubuğun uç kısımları N, orta kısımları ise S kutbu olacak şekilde etki ile mıknatıslanır.(2)
    Yerin magmatik alanının olduğu deneylerle tespit edilmiştir. Dünya, sanki kuzey yarı kürede S, güney yarı kürede N kutbu bulunan bir çubuk mıknatıs varmış gibi davranır. Magmatik kuzey ve güney kutup ile coğrafi kuzey ve güney kutup tam çakışmıyor. Belli küçük bir açı kadar sapma gösteriyor.
    Ağırlık merkezinden asılmış bir çubuk mıknatıs, bulunduğu yerden geçen dünyanın çevresindeki magmatik alan kuvvet çizgilerine teğet olmak zorundadır. Bu nedenle ağırlık merkezinden asılmış bir çubuk mıknatısın N kutbu magnetik kuzeyi, S kutbu ise magnetik güneyi gösterir.
    Kuzey yarı kürede, ağırlık merkezinden asılan bir çubuk mıknatıs veya pusula iğnesinin N kutbu, güney yarı kürede ise S kutbu aşağı eğilir. Ekvatorda yere paralel, kutuplarda ise yere dik konuma gelir. (kaynak 1)

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.




    Evet. İlim, mıknatısın en olduğunu, özelliklerini tanımlamış. Bizde İşimize yarıyacak tanımları çok kısa da olsa not aldıysak, şöyle oturup bir düşünelim. Biz bu mıknatısın hangi özelliğinden faydalanabiliriz. Oluşturduğu mağnetik alandan mı? Çekim gücünden mi? Hangi özelliği arama-bulmaya etki eder ve nasıl kullanacağız?
    Mıknatısın büyüklüğü ve kalitesi, oluşturduğu mağnetik alan ve çekim gücü ile doğru orantılı olduğu bildiğimize göre(elektromıknatıs hariç) işimize en çok yarayacak Neodymium; N42 veya N52 mıknatısı seçerek işe başlıyalım. (Çok önemli NOT: Bu mıknatıslar,Yüksek çekim gücü sebebiyle duyma sorunlarından, vücut hasarlarına, işitme cihazlarından , kalp piline kadar birçok elektronik aletin bozulmasına sebep olabilirler.)
    Şimdi. Oluşturduğu mağnetik alan ve çekim gücünden faydalanacaksak o zaman etkisini daha da çok arttırmak için, demir, çelik veya nikel den yapılmış olan çubukları seçmeliyiz. Monte etmeden önce mıknatısı çubuklara sürttürerek etki alanını genişletebiliriz. (kaynak1)
    Peki bu mıknatısı nasıl kullanacağız?
    a).Kullandığımız çubukların üstüne monte ederek,
    b).Yatak diye tabir edilen çubukların içinde rahat hareket edebildiği haznenin içine koyarak,
    c). Elimizde(avucumuzda) tutarak,
    d). Toprağın üstüne koyarak veya az altına gömerek.

    a). Üstüne monte ederek. Şekilde de görüleceği üzere 2 türlü monte edebiliriz. Kutuplar sağımızda ve solumuzda kalacak şekilde veya kutuplar ileri-geri olacak şekilde.
    Uygulama nasıl olacak dersek; çubuklar demir veya çelik olduğu için mıknatısı yukarıdaki şekle göre yerleştiririz.(kendiliğinden yapışırlar zaten.) Ancak yapıştırılan yer çok önemlidir. Örnek vermek gerekirse: el kundak sız çubuk kullanılıyor ve mıknatıs en uç noktaya yapıştırılırsa, ağırlık, denge mefhumunu bozacağı için rahat kullanılamayacaktır. Bu yüzden yataklanmış (el kundaklı) çubuklar kullanılması önerilir. (şekil 2 A)
    Peki, tek çubuğa mı yoksa ikisine birden mi monte edilecek? Diye de soralım ve cevaplayalım. Önce sağ elde tutulacak çubuğa, sonraları gerekirse her iki çubuğa da monte edilebilir.
    b) El kundağının içine koyarak. (şekil 2 B)

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.



    Şekil nasıl yapılması gerektiği hakkında her şeyi anlatıyor. Fazla söze gerek yok. Akla gelebilecek ilk soru mıknatısın kutuplarının nereye bakacağıdır. Hadi diyelim (N) kutbu yukarı (S) kutbu aşağıya baktı.
    c). Elimize alarak.
    (b) şıkkından farkı, mıknatısı el kundağının içerisine koymuyoruz. Elimizde tutuyoruz. Meziyetimizin özelliğine göre; yani sağ ele veya sol ele veya her iki elimize tutarak diyelim kısaca.
    d) Toprağın üstüne koyarak veya az altına gömerek.
    Bu şıkkı biraz daha irdelemek gerekir diye düşündüğüm için şimdilik suskun kalalım ve diğer şıkların getirisi-götürüsü hakkında fikir terakkisinde bulunalım.
    A ve B şıklarında ki uygulama amacımız eğer mıknatısın manyetik alanından faydalanmak ise; nasıl bir fayda göreceğiz? Çekim gücü desek; çektiği maden ve mineraller belli. Özellikle aranan sarıkızı, gümüşü çekmiyor veya bronz bir heykeli görmüyor. Bakır bir kaba tepki vermiyor. Haaa sen dersen ki, ben demir ve nikel gibi madenlerin çekimini almak istiyorum. O zaman öncelikle dünyanın manyetik alanından kurtulman lazım. Hoppala bu nereden çıktı? Diye düşünenler olabilir. Şekil 2 yi çok dikkatlice inceleyiniz. Gerçi işin erbabı hemen fark etti de biz yine de dilimiz döndüğünce açıklayalım.
    Güçlü bir mıknatıs ile önce demir çubuğumuza sürtme yolu ile manyetik bir alan kazandırdık ve içinde rahatlıkla dönebileceği el kundağına ve mıknatısı da denge noktasına gelecek yerleştirdik. Değil mi? Evet dersek, sağ elimize veya sol elimize alalım ve birkaç saniye bekleyip ne olduğunu gözlemleyelim. Çubuk sağa-sola veya geriye doğru dönmeye başladı değil mi? Şaşırmayalım. Çok normal. Çünkü dünyanın manyetik alanına tepki veriyor. Eğer şekilde ki gibi yerleştirdiysek çubuğun ucu manyetik kuzeyi gösteriyor demektir. Kısaca bir pusula yaptık. İyi günlerde kullanın.
    Evet yaa haklısın. Ben bu durumla karşılaşmamak için mıknatısı el kundağının içine yerleştirdim diyor isek; o zaman da şu sorular gelir aklımıza. Acaba mıknatısın çekim gücü çubuğun dönüşünü engellemez mi? Engellemesin diye arada epey bir boşluk bıraktım veya araya plastik bir parça koydum veya bu sorunu ortadan kaldırmak için ben bakır, gümüş veya alüminyum çubuk kullandım diyor isek; o zaman da aklımıza şu soru geliyor. Hani mıknatısın manyetik alanından faydalanacaktık? Bakır, gümüş, alüminyum çubuklar yine kendi bildiğini okuyacak ve mıknatısın etkisi olmayacak. Öyle değil mi? Bilemem. İşin uzmanları iş başına. Bir de gerçekleri sizin ağzınızdan dinleyelim.
    Gelelim(c ) şıkkına.
    Sağ veya sol elimize mıknatıs aldık da, bize bunun faydası ne acaba? Demir çubuk kullansak, mıknatıs çubuğa yapışacak. Bakır, pirinç gümüş gibi çubuk kullansak; manyetik alandan faydalanamıyoruz. Fazla uzatmayalım. Mıknatısın çubuklara olan etkisini yukarıda dilimiz döndüğünce ve kısaca anlatmaya çalıştık ve şu sonucu çıkardık diyebilir miyiz? Faydadan çok sıkıntı oluşturdu.
    Diyor isek eğer, devam edelim.
    Diğer yazılarımda sıkça işlediğim konuları burada da kısaca değinelim. Arama-bulma meziyetine sahip bazı kişiler; eline diyelim ki gümüş bir parça alır ve bu şekilde arama-bulma yapar. Ya elindeki gümüşe istinaden aradığını bulur veya gümüşü görmez. Bu konuları diğer yazılarımda geniş bir şekilde işlediğim için kısa kesiyorum. Ama konumuz mıknatıs olduğuna göre, azıcık genişletelim.
    Kendimden örnek vereyim de tartışmaya yol açmayalım. Ben elime hangi madeni alır isem; çubuklar o madene hiç bir tepki vermezler. Basit mantıkla gidelim. Elime mıknatıs aldığıma göre, demek ki ben, yeraltındaki mıknatısa hiçbir tepki almamam gerekiyor. İyi de be kardeşim. Öyle bir anlatıyorsun ki, sanki memleketin her bir tarafı doğal mıknatıslarla dolu da sen bir avantaj kazandın. Yok öyle bir şey. Yine basit mantığı devreye sokalım. Mıknatısı oluşturan elementlere de çekim almamam gerekir(demir, bor, nikel vb). Hiç deneme yapmadım ama mantık buna hüküm ediyor.
    Hep diyoruz ya mıknatıs, mıknatıs diye. Ne idi mıknatısın en büyük özelliği; oluşturduğu manyetik alan. Peki çubuklarla arama-bulmaya faydası dokundu mu? Öyle gözüküyor ki hayır.
    Çubuklara faydası yok ama, bize var. Mı? Dersek eğer; o zaman hem geçmiş hem de günümüz ilmi ne diyor bakalım. (Bu kadar uzun yazıyı okumaya vaktim yok diyenler direk özet kısmına geçebilirler)
    Önce geçmişe bir bakalım;
    “Osmanlı tabiplerinden Osman Hayri Mürşid Efendi"den alınmıştır: Mıknatısı ezip süt ile içilse zehiri önler. Doğuramayan kadının sağ ayağının baş parmağına mıknatıs bağlasalar kolaylıkla doğurur. Bir parça mıknatısı boynunda taşıyan kimse unutmaz, hafızası kuvvetli olur. Makadından kan giden kimse, mıknatısı dövüp makadına sarsa kan akıntısı kesilir. Yanmış yere mıknatıs sarılsa çok iyi gelir. Mıknatısı dövüp eve serpilse o evde pire kalmaz, kaçıp kaybolurlar. Kan kocadan biri 6 gram mıknatısı ikiye bölüp, 3 gramını kendi üzerinde bulundurup diğer kısmını dövüp ezerek eşine yedirirse kendisinden katiyyen ayrılmaz. Tecrübe edilmiştir. Saralı bir miktar mıknatısı boynunda taşırsa sara tehlikesinden emin olur……..”(kaynak 2)
    Şimdi de günümüz ilmine bir bakalım neler diyor;
    “Her mekanda dolayısıyla tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek yada düşük birer manyetik alan mevcuttur. İnsan vücudu aslında her hücrenin kendine özgü elektrik devresi olduğu bir elektromanyetik makinedir ( Paulines, 2002). İnsan vücudundaki manyetik alan, biyoelektrik yüklerinin hareketinden meydana gelir…. Biyoelektrik oluşan herhangi bir bölgede mutlaka manyetik alan vardır. Dolayısıyla kalp, adale, sinir ve beyin gibi organlar belli bir manyetik alana sahiptir. İnsanı oluşturan maddelerin birbiriyle haberleşmek için kullandıkları manyetik alanın sinyalleri birbiriyle uyum içindedir. Bu sinyaller dünya manyetik alanı ile de uyum içindedir, (Widgery, 2002)….. İnsanın kendi iç manyetik alanı ile dünyanın oluşturduğu manyetik alan arasındaki uyumluluk çeşitli nedenlerden dolayı bozulabilmektedir. Bunun bir nedeni de insanın yaşadığı yerin manyetik alanının büyüklüğüdür.… Geceleyin dünya manyetik alanı hücresel oksijeni arttırır, uykuyu destekler, biyolojik iyileşmeyi desteklerken iltihaplanmayı azaltır, acıyı dindirir. Ama güneş doğduğunda beraberinde getirdiği pozitif manyetik alanı hücresel oksijeni azaltır, uyanıklığı destekler, biyolojik iyileşmeye engel olur ve acıyı arttırır….. Araştırmacıların insan tarafından yapılan elektromanyetik kirlilik veya smog olarak bilinen elektromanyetik alanın birikimli olduğunu ve genel keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, hafıza kaybı, baş ağrısı, kalp atışında ve kan kimyasında değişime uğratma, sindirim ve dolaşım sorunları oluşturabilmektedir. Elektro smog adı verilen teknolojinin beraberinde getirdiği elektromanyetik kirlenme, insan sağlığını tehdit eden ciddi unsurlardan birisidir…...(Kaynak 3)
    Özetleyelim. Mürşid efendi geçmişte mıknatısın faydalarını ve nasıl kullanılması gerektiğini anlatmış. ALLAH (c.c) razı olsun. Belki ihtiyacı olan ve modern ilimden fayda göremeyenler uygulayabilirler. Bir şey diyemem ve yorum yapamam. ancak şunu söyleyebilirim. Bizim arama-bulmaya faydası yok.
    Günümüz ilmi ise faydasından çok zararları üzerinde çalışmalarını yapmışlar. Bilgim dahilinde inceledim. Ama maalesef direk bir bağlantı kuramadım. Hani bir yazımda değinmiştim ya, “kan dolaşımının arama bulmaya etkisi incelenmesi gereken bir etmen” ona bile baktım. Bir bağlantı kuramadım. Haa. Bu benim zaafım olabilir. Çünkü Tıp eğitimi almadım. Genel bilgilerle ancak bu kadar derleme yapabildim. Hadi bakalım konunun uzmanları iş başına. Gerçeği sizden duyalım.
    Şimdi bir soluk alalım ve yukarıda söz edilenleri bir daha düşünelim ve bir sonuç çıkarmaya çalışalım. Hadi ben biraz yardımcı olayım. Mıknatıs=manyetik alan. İster çubuğa yerleştirelim, ister elimizde tutalım, oluşan manyetik alandan faydalanamıyoruz. Üstüne üstlük bir de çok güçlü mıknatıs kullandığımız da ise sağlığımızı tehlikeye atıyoruz. Ben demiyorum. Uzmanlığım olmadığı için günümüz ilminin alıntılarından çıkardığım sonuç bu. Ama uzmanları daha farklı sonuçlar çıkartır. Onun bilmem.
    Gelelim son şıkka. Yani;
    d). Toprağın üstüne koyarak veya az altına gömerek.
    Ne demiştik, Mıknatıs=manyetik alan. Bu aklımızın bir köşesinde dursun.
    Önce bu uygulama ile neyi amaçlıyoruz? Mıknatısı toprağa gömdük de niçin gömdük? Tam bir uzmanlık sorusu. Cevabı haddimiz değil ama, bu yazı nasılsa bir söyleşi ya, o zaman bol kepçe atalım. Bakalım tutturabilecek miyiz?
    Çok güçlü ve oldukça büyük bir mıknatısı toprağa gömdüm ve süreye bağlı kalmadan(1 saat veya 2 gün beklemek gibi) etki alanına giren maden ve minerallerden yayılan manyetik alanı bir noktada topladım.
    Bir noktaya toplayabilir mi? Toplar kardeşim. Dersek, o zaman bunun bize ne gibi bir faydası olacak? Etmenleri tespit mi edeceğiz? Yoksa onları hiç mi görmeyecek çubuklar? Veya…….
    Bence burada kessek iyi olacak. Buraya kadar söyleşi tarzında işi götürdük ama biraz ciddileşsek iyi olacak.
    ALLAH (c.c) yarattığı kullarını çok çeşitli meziyetler ile donatmıştır. Bu meziyetlerden birisi de “yeraltındaki su, boşluk, maden ve minerallerin, çeşitli cisimler kullanılarak tespit edilmesidir.” Uygulayıcıların büyük bir çoğunluğu maalesef simyacılar gibi hareket ediyor. Şöyle dersek daha doğru olur. Uygulamanın önünü veya ardını düşünmüyor. Bu geçmişte kabul görebilir ama günümüzde hala bu şekilde davranmak bizlere yakışmaz. Artık istediğimiz her türlü bilgiye çok rahat ulaşabiliyor(uz) sak nerede hata yapıyoruz da hem maddi hem manevi olarak boşa kürek çekiyoruz acaba?
    Her duyduğumuzu, her gördüğümüzü hiç sorgulamadan papağan gibi tekrar etmemizden mi? Yoksa sebep-sonuç ilişkisini bilmediğimizden mi? Hangisi? Acaba ilim bilmeden, bilime el attığımız için mi? Veya ilim sahibi olmadan fikir sahibi olduğumuz için mi? Hangisi?
    Herkesçe bilinen şu meşhur menkıbeyi bir daha tekrarlayalım da kendimize bir pay çıkaralım. Zamanın birinde bir padişah bir yere sefere giderken, geçtiği yerlerin özelliklerini ve kişilerini tanımak istermiş. Yine böyle konakladığı bir yerde haber salmış. -Bu bölgede özelliği olan kimse var ise yanıma gelsin dedirtmiş. Birisini getirmişler. Sormuş senin ne özelliğin var. –Ben demiş. Kırk adımdan ipliği iğneden geçiririm. –Öyle mi. Göster bakalım hünerini demiş. Adam iğneyi yere saplamış ve kırk adım saydıktan sonra eline aldığı ipliği, eğerek, bükerek, şöyle veya böyle yaparak iğneden geçirmiş. Herkes bravo, yaşa, var olasın muhabbetleri arasında padişahın huzuruna çıkmış. Padişah sormuş; -Bu işi ne kadar zaman da öğrendin? Adam da demiş ki; kırk senede öğrendim. Padişah demiş; Verin buna kırk altın. Adam padişahın ayaklarına kapanmış, hayır dualar etmiş ve altını alıp tam gideceği sıra da, -Dur bakalım demiş padişah. Nereye gidiyorsun? Adam sus pus. Başka bir şey daha mı var diye sormuş. Evet demiş padişah; Vurun bakalım şuna kırk sopa. Emir büyük yerden. Pata küte kırk sopa. Hem de öyle bir sopa ki, kırk değil seksen altın bir daha eski hale getirmez. Etrafındakiler sormuşlar; Haşmetlim. Kırk altını anladık da kırk sopa niye? Cevap çok ama çok manalı.
    “Kırk altın mahareti için idi. Kırk sopa ise ömrünün kırk yılını anlamsız, kimseye faydası dokunmayacak bir iş için, boşa geçirdiğin ömür için idi."
    Kimse üstüne alınıp da darılmasın, gücenmesin. Geçmişe dönüp bakıyorum da, değil kırk sopa, seksen sopa yesem az gelecek boş işlerin peşinde koşmuşum. Gurur yapmışım, kibir yapmışım. En önemlisi ise ALLAH (c.c) bana bahşettiği aklı kullanmamışım. Zeka’m ile övünmüşüm. Ahkam kesmişim. Tek sevindiğim nokta ise, kendimden başka kimseye zararım olmayışı.”
    Bunların mıknatıs kullanımı ile ne alakası var kardeşim. Değerli vaktimizi boşa harcatıyorsun. Diyenlerimiz olabilir. Aşağıdaki satırlar belki konuya bir anlam katar.(mı bilmem. Takdir sizin)
    Dikkatten kaçmamıştır. Konu içerisinde; “Diyor isek; o zaman aklımıza şu soru geliyor” cümlesini çok sık kullandım. Neden, Nasıl ve Niçin yapıldığını sorguladım. Zekamı kullandım. Ben papağan değilim ki her duyduğumu, her gördüğümü sorgusuz sualsiz uygulayım.
    Sonuçları ise; “AKIL” süzgecinden geçirdim. Öncelikle “faydalarını yani; bana veya umuma ne faydası olacak? Diye inceledim. Daha sonra zarar yönlerini değerlendirdim. iyi veya kötü, doğru veya yanlış” diyebilmem için; dayandığım kriterler ile karşılaştırdım.
    Kriterlerin nedir diye sorarsanız; İLİM’dir. DİN’dir. İMAN’dır. Bunların onay vermediği her şey benim için boştur. Anlamsızdır.
    Bunları çok geç algıladım. Artık haddimizi aşmaya çok az bir zamanımız kaldı. Ömrümün büyük bir kısmını hem de ilim sahibi olmamıza rağmen boş işlerle geçirdim. Benim yaptığım hataları yeni nesil yapmasın diye bu yazıyı kaleme aldım. İnşallah bir faydamız olur da sözlerin en güzeline “ ALLAH (c.c) razı olsun”a mahzar oluruz.

    Sağlıcakla kalın
    ALLAH a emanet olun.
    NOT; ALLAH (c.c) nasip eder ise, yarından itibaren uzunca bir tatile çıkacağım. Tatilde iken her türlü iletişim aracından uzak durduğumdan haberleşemeyebiliriz. Eğer üzerimde hakkınız var ise bilinsin ki hepsini helal ettim. Sizlerde hakkınızı helal ediniz.

    Kaynak 1

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.


    Kaynak 2

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.


    Kaynak 3

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.

     
    • Beğen Beğen x 4
    • Allah(c.c) Razı Olsun Allah(c.c) Razı Olsun x 2
    • Tebrikler Tebrikler x 1
  2. gıral

    gıral V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    3 Şubat 2014
    Mesajlar:
    319
    Beğenileri:
    473
    Tecrübe Puanı:
    63
    Cinsiyet:
    Bay
    Define işi işte adam sonunda sıyırdı kayışı usta neyaptın neettin diyesormıyacan neiçtin bende istiyorum aynından:D:D:D
     
    • Eğlenceli Eğlenceli x 1
  3. Lacivert24

    Lacivert24 Extra/Dini Konular Yönetici Araştırmacı

    Katılım:
    20 Ocak 2013
    Mesajlar:
    5.698
    Beğenileri:
    15.202
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Emekli
    Yer:
    Erzincan
    Elinize emeğinize sağlık konuyu çok güzel
    işlemişsin...
    Ben şimdilik yorum yapmak istemiyorum bazı müsbet denemelerim var son sözü neticeyi görmeden söylememek lazım...
    İyi tatiller bizden yana da hakkımız varsa helal olsun sağlıcakla git sağlıcakla gel inşallah...
     
    • Beğen Beğen x 1
    • Allah(c.c) Razı Olsun Allah(c.c) Razı Olsun x 1
  4. bornovalı

    bornovalı V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    20 Ekim 2014
    Mesajlar:
    189
    Beğenileri:
    655
    Tecrübe Puanı:
    93
    Cinsiyet:
    Bay
    S.A.
    Birazcık simya, azıcık kimya, bir tutam fiziği, ilim ile mayalayıp, iman süzgecinden geçirdiniz mi, tadına doyulmaz ustam. Herkese tavsiye ederim. :) :) :)
     
    • Beğen Beğen x 3
  5. bornovalı

    bornovalı V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    20 Ekim 2014
    Mesajlar:
    189
    Beğenileri:
    655
    Tecrübe Puanı:
    93
    Cinsiyet:
    Bay
    S.A.
    İçten ve samimi dilekleriniz için çok ama çok teşekkür ederim.
    Gidip de dönememek, dönüpte görememek var ustam. İnşallah çalışmalarınızda muvaffak olur, edindiğiniz tücrübelerinizle bizlere ışık olursunuz.
    Sağlıcakla kalın
    ALLAH a emanet olun
     
    • Beğen Beğen x 1
    • Allah(c.c) Razı Olsun Allah(c.c) Razı Olsun x 1
  6. gıral

    gıral V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    3 Şubat 2014
    Mesajlar:
    319
    Beğenileri:
    473
    Tecrübe Puanı:
    63
    Cinsiyet:
    Bay
    Allah emeklerini boşa çıkarmasın ustam herşeygönlünce olsun İnşallah Rabbim herşeyin hayırlısını nasipetsin çokta kafanı yorma nekadar yorarsan kafanokadar yorulur;) bazen hayat insanı hiçummadığı yerlere götürür senigötüren hayatsanırsın fakat (ALLAH) onudilediği için ordasındır bunu biliyorsak meselebitmiştir geridekalan teferrüattır hayırlı tatiller usta
     
    • Beğen Beğen x 2
  7. Kader25

    Kader25 V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    13 Nisan 2016
    Mesajlar:
    829
    Beğenileri:
    2.297
    Tecrübe Puanı:
    93
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Emekli
    Yer:
    TÜRKİYE
    Tesekkurler kardesim
    Allah cc razi olsun.
     
    • Beğen Beğen x 2
  8. Erdem

    Erdem Vip Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    15 Nisan 2014
    Mesajlar:
    1.259
    Beğenileri:
    2.630
    Tecrübe Puanı:
    113
    Ellerin dert görmesin çok güzel bir şekilde ifade etmişsin Bornovalı usta;Yazını okurken Ersan ustanın bir söylemi aklıma takıldı,Yerin altındaki Altın madeni her yüzyılda 10cm sinyali dağılır genişler demiş bunu bir araya getirmenin yolu içinde mıknatıs kullandığını söylemişti,Mıknatısı bakır çubuklara monte ederek 15cm kadar gömülmesi gerektiğini anlatmıştı,Bunları çürütüyor mu sizin ifadeniz hayır çürütmüyor bir yere toplayabiliyor ifadenizden anlaşılan bunu denemek isterim şahsen de acaba deneyen bir arkadaş varmı? tecrübesinden faydalanmak isterim
     
    Son düzenleme: 10 Temmuz 2017
    • Beğen Beğen x 2
  9. Erdem

    Erdem Vip Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    15 Nisan 2014
    Mesajlar:
    1.259
    Beğenileri:
    2.630
    Tecrübe Puanı:
    113
    Altını görmeyen mıknatıs nasıl olurda sinyalini yakalar hayret doğrusu:eek:
     
    • Beğen Beğen x 1

Sayfayı Paylaş