Define cilik ve define isaretleri hakkında kullanıcılara bilgiler sunulan forum sitesi, define isaretleri, define siteleri, define sitesi, definecilik Süryanilerde Ölü Gömme | Define Mekanı- Define işaretleri
  1. Merhaba,

    Sitemizdeki öz verili ve güvene dayalı bilgi alışverişi sonucu olumlu sonuçlar elde edilmiştir.

    Bu anlamda emeği geçen tüm üyelerimize teşekkür eder katkıları için minnettar olduğumuzu belirtmek isteriz.

    >Saygılarımızla<

    Teşekkür Ler

Süryanilerde Ölü Gömme

Konusu 'Eski medeniyetlerde ölü gömme gelenekleri' forumundadır ve BoZKu®T tarafından 20 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. BoZKu®T

    BoZKu®T "R@m@z@n" Yönetici Forum Düzeni

    Katılım:
    22 Mart 2012
    Mesajlar:
    8.175
    Beğenileri:
    11.526
    Tecrübe Puanı:
    113
    Yer:
    İstanbul
    Ölüm vücuttaki tüm hücrelerin bir hastalık veya başka bir nedenle canlılığını kaybederek, hücrelerin özünü teşkil eden can ve ruh'un bedenden ayrılması demektir.Beden topraktan alındığı için tekrar toprağa dönecek; fakat ruh, Allah'ın nefesinden olduğu için diri kalacaktır. Bu itibarla ruh, vaftizden aldığı kutsiyeti muhafaza etmiş ise günahsız yaşamışsa cennette mutlu olacak yoksa suçlarını görmekle devamlı huzursuzluk ve ızdırap içinde kalacak ki, onun için cehennem demektir.

    Dirilme, insanın öldükten sonra Allah'ın kudretiyle ruhani bir beden alması ve bir melek gibi, ebedi hayatta ruhi bir varlık olmasıdır. Süryaniler, ölümü; sonsuz yaşama uzanan bir köprünün başlangıcı olarak kabul ederler. Ölüm, sonsuz yaşamın başlangıcı olduğu gibi, dünyevi acıların da bitiş noktasıdır. Geçici dünya yaşamı sırasında, İsa'ya iman edenler ve bu imanlı yaşamı sürdürenler, ölümden sonra esenlik ve güven içinde olacaklarına inanırlar. Dünya yaşamının, zorluklar, acılar, sıkıntı ve özlemlerle dolu olduğuna inanılır. İmanlı bir ölüm, yeryüzündeki yaşamın karanlık gecelerini bırakıp, sonsuz gündüzün egemen olduğu, göksel vatana girmek olarak kabul edilir.

    İmansız bir yaşamın sonundaki ölümün; “Tanrı'nın varlığından ve gücünün yüceliğinden uzak kalarak, sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacağına inanılır. Tanrı gazabının kâsesinde saf olarak hazırlanmış, Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. Öylelerine, kutsal meleklerin ve kuzunun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecektir şeklindeki cehennem azabı yanında, imanlı bir yaşamın sonunda ise cennete girileceğine inanılır. Cennette; “Tanrı'nın kendisini sevenler için hazırladıklarını, hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak işitmemiş, hiçbir insan yüreği kavramamıştır.

    Süryani Ortodoks İnanç sisteminde ölüm sonrasında insanın karşılaşacağı durumlar;

    ölüm, dirilme, duruşma ve sonsuz ceza olarak kategorize edilir.

    1-Ölüm, canın bedenden ayrılması.

    2-Dirilmek, Canın, tene geri dönmesi, ikisinin birlikte hayat bulması.

    3-Duruşma, Mesih'in ikinci gelişinde insanları yaptıklarına göre yargılaması.

    4-Sonsuz ceza, İyilerin mutluluğa kötülerin cehennemin sonsuz azabına mahkum edilmesi. Mutluluk, azizlerin göklerde sahip olacakları sonsuz yaşamdır.Cehennem ise, suçlular ile şeytanların üzülecekleri sonsuz azap yeridir.

    Dirilmeden önce, iyi canlar Firdevs'e kötüler karanlığa gider. Orada son günün hükmünü beklerler.İnançlı ölenler, dirilerin sundukları kurban, namaz ve sadakalardan faydalanırlar.
    Süryani İnanç geleneğinde, inanlıyı ölüme hazırlama, ruhun bedene karşı direncinin muhafaza edebilmesi amacıyla, kilise sırları arasında yer alan “Hasta Yağı” uygulaması yapılır.

    KANDİLO (HASTA YAĞI)
    Bu uygulama hasta olan ve öleceği tahmin edilen ağır hastalar için uygulanır. Ruhun hastalık durumu olan günah, Tanrı ile ilişkiyi bozduğu gibi beden hastalığı da hayata son verebilecek bir bunalımdır. Hıristiyanlar İsa'nın Tanrı tarafından hastalara teselli ve şifa getirmek ve onları ölüme hazırlamak üzere gönderildiğine inanırlar. Bu gizem, Tanrının sevgisiyle hastanın yanı başında olduğunu, onu terk etmediğinin işaretidir. Diğer bir deyimle, bu gizem, hastalıkta ve özellikle ölüm yaklaştıkça insanın benliğini saran yoğun yalnızlık duygusuna çare olmayı amaçlar. Bu yağ okunmuş ve takdis edilmiş yağdır. Kilden yapılmış, kadehe benzeyen bir kase içine konulan hamurun içi çukurlaştırılarak zeytinyağı ile doldurulur. Hamurun üzerine beş adet mum yerleştirilir.Uygulamanın yapılacağı mekanda hazırlanan masa üzerine konan konulan kasenin sağına ve soluna da birer mum ve haç bulundurulur. Hasta diz çökmüş vaziyette masanın önüne getirilir.

    Kase üzerinde bulunan beş adet mum duyu organlarını sembolize eder. Her mum duası okunduktan sonra sıra ile yakılır. Önce doğu yönünde(baş) bulunan, sonra ortada (göğüs), daha sonrada sol ve sağdaki mumlar yakılır.

    Mumların her yakılışında üç kez “Kadişat Alaho, kadişat hayelthonö, kadişat lomoyutho, destlebt hlotfayn….”(Kutsalsın ey Allah! Kutsalsın ey güçlü! Kutsalsın ey ölmeyen! Bizim için haça gerildin! Bize merhamet eyle…Wink duasını takiben, “Abun dbaşmayo nethkadaş şışmoh tethe malkutoh nehve sebyonoh…”(Ey göklerdeki babamız adın kutsal olsun…Wink duası okunur. Hazır bulunanlardan en üst ruhani duaya başlayıp, masanın üzerine haç sembolize eder.

    1. Mum yakılırken dualar okunur, sırasıyla her duada masaya haç çizilir.Hastanın alnına haç çizer ve sağ baş parmağını kasenin ortasındaki yağa batırarak hastanın alnına haç çizerek sürer.Bunu üç kez tekrarlar.

    2.Mum yakılırken dualar terennüm edilir. Üç kez alna ve üç kez göğse yağ sürülür.

    3.Mum yakılarak dualar tekrar edilir.Kaseden alınan yağ diz kapaklarına sürülür.Bu işleme sağ diz kapağından başlanır. Sağ dize iki, sol dize bir kez haç çizilerek uygulanır. Tekrar masa üzerine haç sembolize edilir.

    4.Mum yakıldıktan sonra, alna , göğse , sağ ve sol diz kapaklarına sağ sürülür.

    5.Mum yakılırken , tekrar ile dualar okunur. Alın, sağ ve sol diz kapaklarına yağ sürülür. Bu aşamada üç kez sağ elin, üç kez de sol elin dış yüzeyine haç çizilerek yağ sürülür. Akabinde üç kez sağ ve üç kez sol öz üzerine, tekrar ile buruna, ağza üçer defa, bir kez dil üzerin, iki kez sağ kulağa, bir kez de sol kulağa ve böbrekler hizasına haç çizilerek yağ sürülür. Tamamlanan bu uygulamalardan sonra, tüm vücudu ve bir kez yüz ve göğüs üzerine yağ sürülür. Ruhani(kahin rütbesinde bulunanlar) sağ elini hastanın başına koyarak dua eder. Daha sonra masada bulunan haç ve İncil yardımcıların yardımıyla hastanın başı hizasında tutularak dua edilir.

    ÖLÜ YOLCULAMA

    1.Bölüm : Kadişat Alaho ile başlayan duayı, ruhani haç çıkararak okumaya başlar. Mezmurlardan bir bölüm okunur.(… biz günahkarlara her iki alemde de rahmet gelsin. Ya rabbi bu vefat eden, bu dünyadan göç ederek kurtuldu.Senin kutsal meleklerince en güzel ve rahat yerlere kavuşsun. Ak bir yüzle seni karşılasın…Wink
    51. Mezmur ve “İsa Mesih bize diriliş vaat etti” ilahisi koro tarafından okunur. 25. Mezmur 1-5; “Ya Rab, bütün varlığımla sana yaklaşıyorum. Ey Tanrım sana güveniyorum, utandırma beni, düşmanlarım zafer kahkahası atmasın! Sana umut bağlayan hiç kimse utanca düşmez. Nedensiz hainlik edenler utanır. Ya Rab, yollarını bana öğret, yönlerini bildir. Bana gerçek yolunda öncülük et, eğit beni. Çünkü beni kurtaran Tanrı sensin bütün gün umudum sende” duaları okunur.Bu esnada ölenin adi anılır.

    “Ölüleri dirilten İsa Mesih mübarektir. Onlar dirilişte en güzel bedenlerle güzel bir şekilde dirilecektir…” başlıklı makamlı dua okunarak sonrasında Mor Yakup'a atfedilen “Tanrının oğlu bu kuluna, salihler içinde güzel bir mekan ver” duası okunur.

    2. Bölüm: Bu esnada üç kez “Kadişat Alaho” duası ile bir kez “Abun dbaşmayo nethkadaş şışmoh tıthe malkutoh nehve sebyonoh”(Ey göklerdeki babamız! Adın kutsal olsun) duası okunarak ikinci bölüme başlanır.

    Ruhani; “İyi olan ve ölmeyen, herkesin umut kaynağı olan…” dizeleriyle başlayan duası sırasında ölen kişinin adını zikreder.

    84. Mezmur 1-5: Ey her şeye egemen Rab, ne kadar severim konutunu. Canım senin avlularını özlüyor, içim çekiyor, yüreğim, bütün varlığım sana, yaşayan Tanrı'ya sevinçle haykırıyor. Kuşlar bile bir yuva, kırlangıç yavrularını koyacak bir yer buldu. Senin sunaklarının yanında. Ey her şeye egemen rab. Kralım ve Tanrım! Ne mutlu senin evinde oturanlara, seni sürekli överler! Ne mutlu gücünü senden alan insana!

    “Benim nefsim Allah'ı kutsal kıl. Bütün insanlara, Adem Allah'ın emirlerine karşı geldiği için ölüm hakimiyet kurdu. Ölüleri diriltene ve kabirlerinden onları diriltene izzet olsun” ilahisi okunur.


    Süryani cenaze törenlerinde en çok okunan “Diriltici kral, senin izzetin gökten doğar ve ölüleri diriltir. Bütün ölüler mezardan dirilip sana izzet verirler, ey ölüleri dirilten” duasıdır. Bu dua, kilisede bulunanlarca ve koro tarafından seslendirilir.

    Cenaze töreninin icrası sırasında ve diğer ritüellerde, ayini yöneten ruhban duaları okurken , ilahiler, koro ve diğer görevlilerce terennüm edilir.

    Suruçlu Mor Yakup'un “Ey Tanrının oğlu, bu kuluna Salihler arasında rahatlık ver. Sonu olmayan krallığında azizlerle beraber kıl…” duasının okunması ile ikinci bölüm sona erer.

    3. Bölüm: Üç kez “Kadişat Alaho”,bir kez “Abun dbaşmayo” okunarak, ruhani “Baba, oğul ve kutsal ruha izzet olsun. Sana sığınıyorum.Senden bu ölü için merhamet diliyorum. Onu şeytanın ve görünmeyen kötü güçlerden kurtar. Ebedi hayatta, Salihlerle beraber eyle” duasını okur.

    84.Mezmur:1-4: “Ya Rab, beni kurtaran Tanrı, gece gündüz sana yakarıyorum.Duam sana erişsin, kulak ver yakarışıma. Çünkü sıkıntıya doydum. Canım ölüler diyarına yaklaştı. Ölüm çukuruna inenler arasında sayılıyorum. Tükenmiş gibiyim” ayetleri okunur.Takibinde dua ve yakarışlar dillerden yükselir. Burada dua sırasında ölenin adı anılır.

    Mor Afrem'den “Ya Rab bize merhamet eyle. Kulunun günahlarını bağışla onu sağına al “ duası okunduktan sonra koro, Pavlos'tan alınan bir ilahiyi seslendirir.
    1.Selanikliler 4:13-18 ayetleri, Yuhanna İncili 5:24-29 ayetleri okunarak, dua ve ilahiler koro halinde seslendirilir.

    Bu esnada ruhani, sağ elinin baş parmağını zeytin yağına batırarak “Ya Rab, bu kulunu geçici hayattan yanına aldın.Yanındaki kurtarıcı ve yardımcı melekleri gönder. Bu vücuda sürdüğümüz bu yağ ile şeytani güçler onu tutmasın, şeytanın ellerinden kaysın. Kutsallarla beraber onu nurlu ve sevinçli kutsala kavuştur. Bu ruh, seni seviçlerle yüceltti.” İfadesiyle parmağındaki yağ ile cesedin alnına göğsüne ve diz kapaklarına birer defa haç çizer. Bu uygulama tabut içindeki kefen üzerine yapılır. Bu işlemler icra edilirken “baba oğul kutsal ruh adıyla ebedi hayata” ifadesini kullanır.

    51.Mezmur, Ey Tanrı, lütfet bana, sevgin uğruna, sil isyanlarımı. Sınırsız merhametin uğruna. Tümüyle yıka beni suçumdan, arıt beni günahlarımdan. Çünkü biliyorum isyanlarım, günahlarım sürekli karşımda. Sana karşı, yalnız sana karşı günah işledim. Senin gözünde kötü olanı yaptım. Öyle ki konuşurken haklı, yargılarken adil olasın. Nitekim suç içinde doğdum ben, Günah için de annem bana hamile kaldı…”
    Koronun, uzun süren dua ve ilahileri okumasıyla, kilisede icra edilen cenaze ayini bitirilmiş olur. Tüm bu uygulamalar yaklaşık olarak 1 saat 30 dakikayı geçen bir sürede tamamlanmış olur.

    Cenazenin mezarlığa götürülmek üzere kiliseden çıkarılması ve tabutun omuzlara alınmasıyla ilahiler okunmaya başlanır. Okunan ilahilerden birkaçı:

    “İsa Mesih'te ölenler üzülmesin. Diriliş günü yaklaştı. Cesetler bozulmadan sapasağlam mezardan kalkacaklar ve acele ile İsa Mesih!i karşılamaya çıkacaklar. Yeni ve ihtişamlı bir bedene bürüneceksiniz.Allah'ı yücelteceksiniz. Adem'in zürriyetini diriltecek olan bize merhamet eyle.”

    “Gerçekten ölüm çok acı ve korkutucudur. O heybetli melekler, cesedin yanına geldiklerinde, fikirler durur ve gözler yaşarır. Beden ruh için ağlar, çünkü ruh bedenden ayrılmak istemez. Merhametli olan, diriliş gününde ikisine de merhametli ol.”

    “İsa Mesih'e, ölüler için dua edelim. Onlar, kutsal teni ve kutsal kanı içtiler. Ölüler üzerinde, sonu olmayan alemde günahın ve karanlığın saltanatı sürmesin. Y Rab, sen bunların ruhunu aldın, çektiğin acılarla seni kabul ettiler. Çağır onları, onları sağında dirilt.”

    Bu ilahilerle mezarlığa varılır. Daha önceden hazırlanmış olan mezara tabut indirilir. Ruhani bir avuç toprak alarak, “Ya Rab senin iraden yerine geldi. Dediğin gibi, topraktan geldik toprağa döneceğiz” diyerek avucundaki toprağı haç sembolize ederek tabutun üzerine serper.

    Mezarın toprakla doldurulması sırasında ilahiler okunur. Kadişat Alaho, Abun dbeşmayo duası ile iman yasası okunur. 94. mezmur 13-16 “Kötüler için çukur kazılıncaya dek, onu sıkıntılı günlerden kurtarıp rahatlatsın. Çünkü Rab halkını ret etmez, kendi halkını terk etmez. Adalet yine doğruluk üzerine kurulacak, yüreği temiz olan herkes ona uyacak. Kötülere karşı beni kim savunacak? Kim benim için suçlulara karşı duracak” ilahisi okunur.

    Mezar kapatıldıktan sonra, yerden hafifçe yükseltilerek etrafına küçük taşlar dizilir. Topluluk mezarlıktan ayrılmak üzere iken, din adamı başta olmak üzere, cenaze sahipleri yan yana dizilerek taziyeleri kabul eder.

    ÖLÜM ÖNCESİ İNANMALAR
    Köpek veya kurt benzeri hayvanların gece vakti uzun uzun havlamaları veya ulumaları, baykuş sesi ölümü haber veren olaylar olarak genel kabul görür. Bununla birlikte, çocukların ev içinde aşırı derecede yaramazlık yapmaları, evdeki aynanın kırılması, kırık ayna parçasının evde bulunması, cam türünden gereçlerin yere düştüğü halde kırılmaması da ölüme işaret edeceğine inanılır. Bununla birlikte, yıldız kayması, güneş tutulması gibi doğa olaylarının da toplumca sevilen birisinin öleceğine yorulur.

    Rüyada; diş çektirmek, oturulan evin yıkıldığını görmek,ölmüş bir yakının görülmesi ve ölmüş olan yakının kendisinden bir şeyler istemesi, seslenmesi veya konuşulması, kömür veya kavrulmuş kahve görülmesi de, ölüm öncesi inanmalara bir örnektir.

    Öleceği tahmin edilen birisinin, ölmeden önce rahatlaması veya ani bir sağlık belirtisinin ortaya çıkması da, o şahsın öleceğine yorulur. Bununla birlikte ev yakınında bulunan bir bitkinin olağanüstü büyümesi de, ev halkından birisinin öleceğine inanılır.

    ÖLÜM VE SONRASI
    Ölüm halinin vukua gelmesinden sonra, hazır bulunanlar, mevcut ulaşım araçlarını kullanarak, ölünün yakınlarına ve kiliseye haber verir. Bir başkası da, ölenin kollarını çapraz olmak üzere göğüs üzerinde kavuşturur. Ölenin yüzü doğu yönüne gelecek şekilde bulunduğu yerde döndürülür. Baş ucuna İncil konup, mum yakılır. Cenaze sahiplerinin dışında ilk haber verilen kişi kilise papazıdır. Ölüm haberini alan kilise hizmetlileri, kilise çanını üç kez kısa aralıklarla çalmaya başlar.

    Papaz veya rahip, cenazenin bulunduğu yere geldiğinde dua okur ve tütsü yakar. Bu arada ölünün yakınları kilise ve evde toplanmaya başlar.Cenaze sahibinin uzakta bulunan akrabaları, özellikle varsa erkek evlatları ve kardeşleri için cenaze bekletilir.İklimin müsait olması halinde, cenaze kendi evinde veya kilisede en fazla bir gece bekletilir.

    Cenazenin evden çıkarılmasından sonra, ölenin üzerinde yattığı yatak toplanır ve yerine avuç içine sığan büyüklükte bir taş bırakılır.Maddi durumu iyi olanlar yatağı fakirlere verir. Üzerinde bulunan giysileri de fakirlere verilir.Verilecek kimseler bulunmaması halinde elbiseleri yakılır. Kırsalda yaşayan ve maddi durumu iyi olmayan aileler, ölü yatağını yıkadıktan sonra kullanabilmektedirler.

    Ölümün vukua gelmesinden hemen sonra evde yapılan işlemler; Cesedin kolları çapraz hale getirilerek göğüs üzerine yerleştirilir. Gözleri açık ise yumulur. Çenesi kapatılır.

    Başucunda İncil okunur, baş ve ayak hizasında mum yakılır. Yüzü doğu yönüne gelecek şekilde çevrilir. Cesedin üzerine makas türü metal obje yerleştirilir. Kilise görevlileri ve yakınlarının gelmesiyle cenaze kiliseye götürülür. Cenazenin kiliseye girmesiyle, bir kez çan çalınır.

    Süryani din adamları- kahin rütbesini almış olanlar -papaz, rahip metropolit-ölünün yıkanması kefenlenmesi işine iştirak etmezler. Daha çok diyakoslar veya bu işte tecrübesi olan yaşlı cemaat üyeleri, cenaze yıkama işini yerine getirirler. Ölü erkek ise, kendi ailesinden kişilerce veya tecrübeli yaşlılarca yıkanır. Ölü bayan ise, yine ailesinden birileri veya yaşlı ve tecrübeli cemaat üyeleri tarafından yıkanır. Yıkama sırasında; ılıtılmış su, sabun ve lif kullanılır. Yıkamaya başlamadan evvel, cesedin avret mahalli bir bez ile örtülür.

    Yıkama işi mutlaka kilise ve bu amaçla hazırlanmış olan mekanda yapılır. Görüştüğümüz kişiler, yıkamanın normal bir vücut temizliği şeklinde icra edildiğini ifade ettiler.Yıkamaya başlama yönü konusunda ortak bir ifadeye ulaşamadık. Yıkanan ceset bayan ise saçları “ölü örgüsü” denilen şekilde iki veya tek parça olarak örülerek, saçları desenli bir örtüsü ile örtülür.

    Ölünün geride bıraktığı eşyaları (ayakkabı, giysi vs), fakirlere verilir. Değerli eşyaları (küpe, yüzük, saat vs) hatıra olarak saklanır. Bazı durumlarda cenaze yıkayıcılara da verilebilmektedir.

    Süryaniler (ruhban olmayan) ölülerini, yıkadıktan sonra beyaz renk bezi ile kefenlemektedirler. Kefenleme işini de yıkayıcılar yerine getirir. Yıkama sonunda artan su dökülür.Yıkama işlemi tamamlandıktan sonra, ceset tabuta konmadan önce iç çamaşırları giydirilir, cinsiyetine uygun temiz elbiseleri giydirilerek ayaklarına da çorap geçirilir. Ayak baş parmakları ip ile birbirine bağlanır. Ölenin evlilik çağında veya nişanlı olması durumunda, cesedin üzerine gelinlik veya damatlık elbisesi giydirilir.

    Süryanilerde, sağlığında kefen hazırlama veya bulundurma uygulamasına rastlanmaz. İnanışa göre, sağlığında kefen hazırlayanın kefeni, kendisine nasip olmaz. Hakim olan inanışa göre, bu kefen, ya ailesinden birisine veya akrabalarına nasip olur.

    Tek parça olarak hazırlanan beyaz renkteki kefen bezi, tabut içine yayılarak, ceset tabut içine yerleştirildikten sonra, alt tarafından ayakları, sağdan ve soldan vücudu örtecek şekilde ceset sarmalanır. Ceset kefenlendikten sonra, üzerine Kudüs'ten getirtilen ve üzerinde İsa'nın resminin bulunduğu haçlarla bezeli bir metre uzunluğundaki örtü, kefenin üzerine, baştan ayaklara uzanacak şekilde yayılır.


    Yas evinin temizliğini üç gün boyunca aynı kişi yerine getirir. Erkekler yas süresince traş olmaz, evde çamaşır ve banyo yapılmaz. Çamaşır ve banyo gibi temizlik uygulamalarına, kırsal kesimde tüm köy halkı, yas gelenekleri adına ara verilebilmektedir. Yas sahiplerinin haber vermesiyle, normale dönülmektedir.

    Yas sahibi olan ailenin bayanları, baş örtülerini ters çevirerek takarlar. Taziyelerini sunmak için gelenlere acı kahve ikram edilir. Cemaatin sorumluluğunu taşıyan din adamı, taziye süresince, yas evinde hazır bulunur, zorunlu olmadıkça yas evini terk etmez. Taziyelerini sunmaya gelen ruhban olmayan cemaat üyeleri, sözlü selamlaşmanın ardından herhangi bir dua okuma yapmaz. Okunacak olan duayı din adamı yerine getirir.

    Din adamının okuduğu dua; “Bir baba çocuklarına nasıl merhamet etmesini biliyorsa, Tanrı'da kendisinden korkanlara merhamet eder. Halelyula (Allah' yücelik olsun) insan yaratıldığı dönemde, bahçedeki bir ot gibidir.Barhmor (istavroz çıkarır). Ey Allah'ım, kulun sana güvenerek, merhametine güvenerek ölmüştür. Sensin iyi olan, sensin onu mezardan diriltip cennete koyacak olan. İsa Mesih'te ölenler üzülmeyin, kederlenmeyin, herkese yaptıklarının karşılığının verileceği gün, işte bugünde herkes iyilik veya kötülüğünün karşılığını görecek ve sapasağlam mezardan dirileceksiniz. Mezardan çıkıp, İsa Mesih'i karşılayacaksınız. Bedensel olarak onun önünde terennüm edeceksiniz. Ademin zürriyetini dirilten, bize merhamet eyle.Baba, oğul ve kutsal ruh ve bir Allah adına amin” diyerek istavroz çıkarır.

    Hazır bulunan şammaslar da, “Kardeşler, ölüm gerçekten acıdır, çok korkutucudur. Ölüm anı, o korkutucu melekler, insanın yanına geldikleri zaman, onun fikirleri durur ve gözleri yaşlarla dolar. Nefis, beden için ağlar,ama beden nefis için ağlamaz. Merhametli olan, hem bedene, hem de ruha yardım et. Allah'ın oğlu, ölümüyle bizi diriltti. Bizi topraktan dirilten, sana yücelik ve izzet olsun.”İfadesiyle din adamının duasına katkıda bulunurlar.

    Ölünün ardından okunan bir başka dua; her şeye kadir yüce Allah'a yalvarırız, vefat eden ana, baba, kardeş ve inanlı ölülerimizi bağışla ve kusurlarını önemseme. Son günde onları Salihlerin payından yoksun kılma. Zira su ve Ruh (vaftiz) ile senin oldular. Kutsal kurbanınla bereketlendiler. Bunun için lütfunla onları azizlerinin mutluluğuna eriştir. Ey merhametli Baba, Oğul ve Kutsal Ruh! Amin.

    Süryaniler, din adamlarını -patrik, mafiryan, metropolit, kahinrahip, horiepiskopos, papaz- sivillerden farklı bir şekilde gömerler. Yukarıda belirtilen ruhban sınıfına ait olan cesetler, özel şekilde hazırlanarak gömülür. Yıkanan ve takdis edilen cesedin, hayatta iken bulunduğu ruhban sınıfının özelliklerini yansıtan giysileri, üzerine giydirilir. Ahşap ve arkadan destekli sandalye üzerine oturtulmuş vaziyette manastır veya kiliselerin duvar, yer veya özel mekanlarına gömülür. Bu gömülüşte, ruhbanı cesedi toprak ile teması bulunmaz. Bu kategorilerde yer alan din adamlarının cenaze ayinlerini, bir üst kategoride bulunan ruhban yerine getirebilir.Örneğin,papaz rütbesindeki bir din adamının cenaze ayinini ancak metropolit yerine getirebilir.Bir metropolitin cenaze ayinini patrik icra edebilir.

    Aradan geçen belli bir süreden sonra, zaruret halinde, gömülü bulunduğu yerden kemikleri alınarak kilise veya manastırda özel bir girintinin içine konulur. Ruhbanların cenaze törenleri sivillerden daha farklı ve görkemli bir şekilde yapılır. Cenaze kürsüde oturtulmuş bir vaziyette iken omuzlara alınarak kilisenin dört yönüne bakan duvarlarına değdirilecek şekilde dokundurulur. Bunun anlamı ölen ruhaninin kiliseye veda etmesidir. Bu esnada acıyı ve ayrılığı ifade eden ilahiler seslendirilir.

    Kahin rütbesini almamış, rahip ve şammas sınıfına mensup olan, din adamlarının cesetleri, normal bir şekilde tabutla birlikte toprağa gömülür. Cenaze merasimleri, ruhanilerden farklı şekillerde icra edilir. Kahinlik rütbesini almamış (ayin yönetme,nikah kıyma gibi ritüelleri icra yetkisi olmayan din adamı) diyakosrahipler, manastırların özel yerlerinde bulunan mekanlara gömülür.

    Doğunun kendine has yaşam şekline Süryaniler de katkılar sunmuşlardır. Bu katkının renginde, Hıristiyanlığı yoğun bir şekilde görmek mümkün ise de, yörede yaşama şansını elde bulunduran Müslüman, Hıristiyan, Yezidi ve diğer inanç sahiplerinin de, öznel katkılarını da bulmak mümkündür. Dinsel inanışların şekilsel görüntüleri, aslında süregelen bir gelenekler oluşumudur. Dinsel inançların oluşumunda kişi ve olayların etkinliği yanında, toplumsal tasavvurların ve ön yaşanmışlıkların da etkinliğini hesaba katmak gerekir.
     

Sayfayı Paylaş