Definecinin Eşkıya Belgesi | Define Mekanı- Define işaretleri

Definecinin Eşkıya Belgesi

BoZKurT

"R@m@z@n"
Forum Düzeni
Araştırmacı
Katılım
22 Mart 2012
Mesajlar
8,770
Beğeni
13,743
Konum
İstanbul
İbn-i Haldun

1332-1406 (Hicrî 732 / 808) yılları arasında yaşamış bir İslam bilginidir. Aslen Tunusludur, hicri 784 yılında Kahire'ye yerleşir.Türkçede bilinen en ünlü eseri Mukaddime'dir, bu eserinin bir bölümünden defineciliği anlatmaktadır

Günümüz defineciliği ile karşılaştırın o günden bu günümüze kadar ne kadar ileri gitmiş hep birlikte görelim,
İbn Haldun 1400'lü yıllarından definecinin portresini şöyle açıklamaktadır;
Şehirlerde oturan, akılları zayıf olan kimseler yerde gömülü olan defineleri aramaya düşkündürler. Define arama işini sadece kazanç temin etmek için yapmaktadırlar. Bunlar eski kavimlerin bütün servetlerinin yeraltında gömülü olup bütün bu servetlerin tılsımlı ve sihirli mühürlerle mühürlenmiş olduğuna ancak bu tılsımların ilmine vakıf olanların, tılsımların çözülmesine hizmet eden buhur ve kurbanlar getirenlerin,tılsımları çözen dualar ve bu duaları bilenlerin tılsımı yada sihirli mühürleri çözeceklerine inanırlardı. (1400' lü yıllarda tılsım anlayışı ile 2010 yılındaki modern tılsım anlayışı hep aynı değişmemiş)
Afrika şehirleri, İslamiyet'te önce yaşamış Frankların ve diğer Afrika'da hüküm sürmüş kavimlere ait define gibi hazineleri tılsım yada sihirli mühürlerle gömüldüğünü, mutlaka tılsım ve sihirli mühürlerin çözecek olanların bu defineleri yer altında çıkarabileceklerine inanırlardı.
Doğu ahalisi de Kipti ve yunan kavimlerinin ve Romalıların tılsımlayarak servetlerini yerin altına sakladıklarına inanırlardı, buna dair ağızdan ağza hurafe şeklinde hikaye ve aslı olmayan sözler nakledilir.Tılsım ilmini bilmeyenlerin definelerin bulunduğu yerde kazı yaptıkları zaman bir şey bulamadıkları veyahut haşerelerle dolu bir halde buldukları veyahut mücevherlere rast geldikleri halde tılsımları çözme ilmini bilmedikleri için bekçilerin yalın kılıçları ile defineyi muhafaza ettiklerini gördükleri gibi korku dolu hallerle karşılaştıklarını anlatırlar. ( Günümüz defineci haline benzemiyor mu? )
Batı Afrikada tabi yollarla kazanç elde etmeye çalışan aciz bazı Berber taifesi de servet ve derece sahiplerine Arap yazısından başka bir yazı ile yazılan ve etrafı haşiyelerle çevrilmiş olan veyahut yabancı dillerden çevrildiği idda edilen yazılar olduğunu, bu tür yazıların tılsımları çözen,sırları ve definenin yerini bildiren ve bu yazıların defineyi gömen kavimlere ait olduğunu söylerlerdi, berberler bu yolla kazanç temin ederlerdi. ( Günümüzdeki şeytan üçgenine benzemiyor mu? defineyi insanların cebinden arayan tek millet 21. asra ait değilmiş 14. asırdan da bu uyanıklar varmış, 21.asrın Berber taifesi değiller mi?)
Akılları kıt olanlardan bazıları, işçi kuvveleri toplayarak,rakiplerden ve hükümet memurlarının gözlerine ilişmeden sakınarak gecelerin karanlığı altında kazılara başlar,kazılar esnasında bir şeyler bulamadıklarından,bunun sebebini definelerin tılsımlı ve sihirli mühürleri kırmak için bilgi sahibi olmadıklarına yorumlarlardı. umut ve tamahların arkasını büsbütün kesmemek için kendi kendilerini aldatırlar.Bunları bu yola sevk eden sebeplerin başında tabii kazanç vasıtaları olan ticaret,çiftçilik sanat yoluyla geçinmekten aciz olmalarıdır. ( Bu Tarif bizlere benzemiyor mu?)
Mısır ahalisinde bazıları, şehirlerine gelen yabancıları gördüklerinde, defineye düşkün oldukları için bu yabancılar dan yardım isterlerdi, Defineciler büyük servetlerin Nil nehri altında olduğuna inanırlar,düzmece defter ve uydurma yazılarını ve yalanlarını örtmek için Nilin akıntılı suyunun defineleri bulmaya engel olduğunu,Nil nehrinin yatağını değiştirmeyi planlarlardı,Sihiri İlminin mısırda atalarından gelmesi, sihirli eserler bulunan toprakları gözlerinin önünde bulunması definecilerin tılsımlı defineler aramalarına sebep olmaktadır. Fravun ve sihirbazların kıssası eski Mısırlıların sihir ilmindeki uzmanlıklarına tanıklık etmektedir. Sihirin güzü ile Nil nehrinin sularını yer altına geçirmesinde kadar kalkışmışlardır. ( Günümüz medyumları, cincileri, muskacıları,tılsımcıları gibi...)
Define arakasında koşanlar tarafından uydurulan bir hurafe bir yalandan ibarettir. Bunların bunların define araştırmak hususunda acayip hileleri ve terimleri vardır. Bunlar yalancılıkla o dereceye varırları ki , define bulunması zan ve tahmin edilen meşhur yerler ve binaların yanına gelerek bir müddet orda kalırlar, çukurlar kazarak yalan işaretler koyarlar. Bundan sonra akılları kıt olan kimselere, uydurdukları bu işaretleri gösteririler ve kazmaya tevsik ederler , o binada sayısız define ve değerli eşyaların olduğunu söylerler.tılsımları çözmek için lüzumlu olduğunu söyleyerek, ve gerekli olan kök ve buhurları almak için para isterler. Kazılacak o yerlerde yalancıların koydukları işaretler görülünce sevinirler. Hissetmeyecekleri bir halde aldatılmış olduklarını hissedemezler. Define bulacaklarını idda edenlerin kendi aralarında kullanmakta oldukları terimler vardır. Bunlar uyduruk terimlerdir, buhurlar ile buhurlamak ve kurban olarak hayvan boğazlamak gibi çeşitli hileleri konuşurken kullanırlar ve paralarından faydalanarak kimselerden bu hileleri gizlemek istemezler. Gerçekte is bu husus bilgiler verilmemmiş ve rivayet yoluyla da haberler nakledilmemiştir. Hepsi bu uydurma şeylerdir. Bil ki, definler bulunuyorsa da , nadir bir tesadüftür. Bilgi kast ile bulunulmaz. Hem ve servetlerini gömmek bir ihtiyaç bir zaruret olmamıştır ki. İnsanlar mallarına toprağa gömerek tılsımlamış olsunlar . bu eski çağlarda bir mecburiyet olmadığı gibi bir ihtiyaçta değildir. Hadiste alınan ve İslam hukukçuların tarafından “ beşte bir “ devlet hazinesine ait olduğu belirtilen define ve hazinlerden maksat, cahiliye çağında gömülmüş olan servetler olup , yukarıda anlattığım gibi bilgi ve maksat ile değil , tamamen tesadüf ile bulunmuştur. Üstelik servetini toprak altına gömen insanlar sihirleyerek ve tılsımlayarak ve daha sonra gelen nesillerine aktarırlar. Levha ve sayfalar kolaylık gösterme amacıyla bırakılabilir. Bunun define ve hazine saklama amacına aykırı olduğu bellidir. İnsanların define bırakmak amaçları tabi ki vardır. Bunu gömen insanlar evlatlarının torunlarının veya diğerlerinin faydalanmak amacıyla bırakmıştır. İstinasız olarak mal ve servetini gömerek yer altında gizleyerek , kaybolup gitmesini veya başka bir kavmin faydalanmasını istemiş olabilir. Bu aklı başında bir adamın işi değildir. Geçmişte bizden önce yaşamış olan kavimlerin (ibn Haldun dönemi) mal ve servetleri ve bu servetlerin çokluğu ve bolluğu hakkında söylenen sözlere gelince, bil ki , altın , gümüş , mücevher , meta ve eşya, demir , kurşun , bakır ve diğer mülk ve madenler insanların topluluk halinde çalışması sonucunda elde edilen maden , mal ve mülklerden ibarettir. Bunlar toplumların gelişmesini artıran , sosyal hayatın durgunluğu nispetinde eskiyen nesilleridir. Bu servetlerden insanların ellerinde bulundurma maksatları sosyal hayatın talep eden ve icaplarına göre bir yerden başka bir yere , bir devletten başka bir devlete intikal eder. Mesela mal ve servet Afrika da eskilmiş ise Kuzey kavimlerde çoğalmıştır . Altın , gümüş , kurşun , bakır ve kalayın hali de böyledir. Bunların her biri az bir müddet içinde yok olup gidebilir. Mısırda define aramanın çok olma sebebi şudur : binlerce yada daha çok yıllar önce Mısırda Kıbti’ler yaşamıştır. Onlar eski kavimlerin bir adeti olmak üzere, ölülerin sahip oldukları altın , gümüş , mücevher ve incileriyle birlikte gömerlerdi. Kıbtler devleti yıkılarak Fars’lar Mısır’ı ele geçirdikten sonra Kıbti’lerin kabirlerini açarak yer altında çok mal ve servet çıkardılar. Farslardan sonra yunanlarda aynı şekilde hareket ettiler. Hükümdarlarının Mezarı olan ehramlarda ve başkalarınındı sayıp tükenmez derecede çok definler buldular. Bu tarihten sonra Kıbti’lerin kabir ve kabristanları define bulduğu zan ve tahmin edilen bir yer olarak tanımlandı. Gerçekten de bu kabirde, çok vakit gelinmektedir definlere rast gelinmektedir. Bu denelerde ölüleriyle birlikte gömülen mallar ve ölülerin ulamak üzere Gömdükleri nesneler , bu cümleden altın ve gümüş tabak , çanaklar ve tabutlar bulunmaktadır. Bundan dolayı, binlerce yılda beri Kıbti’lerin kabir ve kabristanları define bulunan yerler zannedildi. İşte bundan ötürü Mısır ahalisi define aramaya önem verdi. Çünkü defineler çıkartılıyor.
 

HARBİCİ

SERKAN
Kullanıcı
Katılım
9 Kasım 2012
Mesajlar
3,741
Beğeni
4,029
Cevap: Definecinin Eşkıya Belgesi

definecelik tarihine ışık tutan yazılar, bazıları ne kadar doğru bilgiler. definecilik sektörünün geçmişten itibaren nasıl çalıştığı. güzel bilgiler sağol usta.
 

sankarios

Üye
Kullanıcı
Katılım
29 Haziran 2013
Mesajlar
16
Beğeni
1
Cevap: Definecinin Eşkıya Belgesi

Seneler önce ibn-i haldun'un bu yazısını ''mukaddime'' adlı esrinde okumuştum. Hak verilecek pek çok yönü var. Günümüze dahi ışık tutuyor ama ibn-i haldun'un ozamandan bilmediği bir şey var ki o da ''teknoloji''
teknolojik araçların varlığı artık görünmez olan yeraltını rdar sistemleri sayesinde görünür yapıyor.
Hele araştırması yapılacak olan yerler anadolu gibi zengin bir medeniyetse buda definecelerin iştahını kabartırıyorç
 

star21

Üye
Kullanıcı
Katılım
11 Ağustos 2012
Mesajlar
2,739
Beğeni
426
Cevap: Definecinin Eşkıya Belgesi

emegine saglik kardesim
 
Üst