Helenistik dönem terakota bır lahıt örnegı | Define Mekanı- Define işaretleri

Helenistik dönem terakota bır lahıt örnegı

BoZKurT

"R@m@z@n"
Forum Düzeni
Araştırmacı
Katılım
22 Mart 2012
Mesajlar
8,690
Beğeni
13,457
Konum
İstanbul


Aphrodisias Afrodit’i de aslinda karakter olarak Yunan Afrodit’inden bir hayli ayrilmaktadir. Daha çok, Anadolu’daki toprak, yeralti ve bereketi de simgeleyen Ana Tanriça Kibele’ye benzemektedir. Bir bakima Efes Artemis’i ile de benzesir.Lahitteki tasvir bunu simgeler .AFRODISYAS ANTIK KENTINDEN BULUNMUSTUR.



M.S.V.yüzyil Erken Roma Dönemi’ne aittir.Perge ’deki Hellenistik Devir çalişmalarindandir

KAYSERiDE BULUNMUŞ OLUP HAKKINDA FAZLA BİR BİLGİ YOKTUR



Metropolitan Müzesi'nde sergilenen ve 1863 yilinda dönemin ABD Tarsus Konsolos Yardımcisi Abdo Debbas tarafindan New York'a götürülen lahitin, “Abdo Debbas Lahiti” olarak anilmasi bu duruma bir örnektir. Öte yandan, 7 yil süren karşilikli görüşmeler sonunda yurdumuza geri getirilen Mezzacapa Lahdi de, kaçakçisinin ismini taşiyan diðer bir örnektir.


Herakles Lahdi 1958 yılinnda Konya-Beyşehir yolunun 60 kilometresindeki Tiberiopolis kenti kalintisinda bulunmuştur. Roma dönemine, 220-260 yillarina tarihlenmiştir. 2.50 x 1.30 m. boyutlarinda ve 1.70 m. yüksekliğindedir. Dört cephesinde Herakles'in 12 işine ait rölyefler vardir. (Konya Arkeoloji Müzesi)


Ağlayan Kadinlar Lahdi 1887 yilinda Sayda'da sabanla tarlasini süren bir köylü tarafindan bulunmuş, Osman Hamdi Bey tarafindan istanbul'a getirilmiştir. Dünya lahitlerinin en önemlilerinden biridir. Hellenistik dönem eseridir. M.Ö. 360 yilinda ölen Sayda Krali Straton'a ait olduğu tahmin edilmektedir. Yüksekliði 2.97 m., uzunluğu 2.54 m., en 1.37 m.'dir. Lahdin üzerinde kralin ölümüne ağlayan kadinlarin ve cenaze kortejlerinin rölyefleri bulunmaktadir. Yapiminda birden çok heykeltiraşin çaliştıği anlaşilmaktadir.
(istanbul Arkeoloji Müzesi)



Topkapi Arkeloji Müzesi'nde bulunan lahidlerin en güzellerinden biri de Sidamara lahidir. Konya Ereglisi ile Karaman yolu üzerinde, Sidamara denilen mevkide bulundugu iç in bu isimle anilmaktadir.M.S.3. yüzyila ait bu lahdin sahibinin heykeli kapaktadir, fakat kim oldugu bilinemiyor. Lahdin kapaginda ve dört yaninda bulunan kabartma heykeller çok çesitlidir ve bir sanat harikasi sayilmaktadir. Sahibi gibi heykeltirasi da bilinmeyen bu heykel çok iyi korunmustur ve ziyaretçileri hayran birakmaktadir.



Topkapi Müzesi gibi, onun hemen yaninda bulunan Arkeoloji Müzesi de sanat harikalari en güzel örnekleri buradadir.Eski çagin en güzel eserlerinden biri olan Büyük Iskender'in lahdi de burada bulunuyor. 1887'de, Lübnan'in Sayda Sehri yakinlarinda Türk müzelerinin kurucusu Osman Hamdi Bey tarafindan ortaya çikarilarak Istanbul'a getirilen bu lahid, en iyi korunmus bir eserdir.Beyaz ve temiz bir mermerden yapilan lahdin, ev çatisi gibi üçgen bir kapagi vardir. Lahdin dageri, üzerindeki kabartmak heykellerden ileri geliyor. M.Ö.4. yüzyilda hüküm süren Makedonya Krali Iskender için yapilan bu lahdin uzun yanlarindan birinde Iskender'in Perslerle yaptigi savas tasvir postu basligi ile ve saha kalkmis atinin üzerinde gösteren bir kabartma var. Sag uçta ise savasan askerler yeraliyor.Lahdin öbür yaninda bir av sahnesi görüyoruz. Iskender burada atini dörtnal sürerken görülüyor.Ölçü. Ahenk, güzellil ve anlam bakimindan. Eski çag heykelciliginin saheserlerinden sayilan lahid seyredenleri hayran birakmaktadir.






Definecilerin kral mezarları dedikleri bir birinden güzel yapılarla bezenmiş muhteşem göz kamaştırıcı sanat eserleridir. Ne var ki define bulma tamahkarlığı bu yapıların bir çoğunu yok etmiştir.



Kaya mezarları, kayaların fiziki yapıları uygun olan yerlere kaya oyularak mağara şeklinde yapılmıştır,iç ve dış cepheleri bir çok figürlerle süslenmiş olanları da vardır. Kaya mezarları Tümülüs mezarlarından olduğu gibi toplumun içinde statüsü birinci derecede olan şahıs ve aileleri için yapılırdı. Kutsal anıtsal mekanlardır. Kaya mezarları çoğu kez, aileler için yapılırdı, Ailede ölenlerin cesetlerini mezar odasına koymak için giriş bırakılırdı, bu tür odaların girişleri basamaklı,kabartma süslemeler yer almaktadır. bunların üstüne küçük toprak yığını oluşturulurdu (tümsek)

Bir çok kaya mezarlarının dış cephelerine, ölen kişi yada ailesi hakkında tarihi ve kutsandıklarına dair bilgiler yer almaktadır, mezar odalarına Tümülüs yapılarından olduğu gibi, cesetler taş yada ağaç lahitler içinde, altın,gümüş değerli taşlar, süslü giysileri, metal yada topraktan yapılmış eşyalar,fayans kaplar yad a heykeller, gibi bir çok eşya bulunabilmektedir.

MENHİR MEZAR TİPİ



Megalit bir yapı veya anıt oluşturmak amacıyla kullanılan büyük bir taştır. Bu yapılar bir veya birkaç megalitten oluşabilir. Megalitik sıfatı bu tür taşlardan yapılmış

anlamını taşır, taşlar harçla değil birbirlerine geçmeli olarak bir arada dururlar. Sözcük, Yunanca μέγας megas (büyük) ve λίθος lithos (taş) sözcüklerinden türetilmiştir.

Megalitler başlıca iki grupta toplanabilir: Dayanak gerektirmeden ayakta duran taşlar; bunlar yalnızken "Menhir" , bir doğru veya daire şeklinde dizilirse "Cromlech" (Kromlek) adını alırlar.


HÖYÜK



Geçmişte insanlar tarafından muhtelif defalar iskan edilmiş ve günümüzde çoğunlukla küçük birer tepe şeklini almış olan antik köy veya şehirlerdir.

Höyük, çok eski bir yerleşme yerinin zamanla toprakla örtülüp tepe biçimine gelmiş halidir. Höyükler genelde üst üste gelmiş çok evreli yerleşim yeri birikimleridir. 1-40 metre yükseklikte ve 1000-1500 metre genişlikte olurlar. Uygarlıkların araştırılmasında önemli referanslardır.

Höyükler, günümüze göre en yakını en üstte olmak üzere eskiye doğru uzanan bir katmanlaşma gösterirler.

Orta Anadolu höyüklerinde neolitik, kalkolitik, ve tunç çağı yerleşmelerinin üzerinde, Frig, Hitit, Selçuklu ve Osmanlı yerleşimleri görülebilir. Hatta modern yerleşimlerin bir kısmı da höyükler üzerinde kuruludur. Anadolu’da yaklaşık 20.000 höyük bulunduğu tahmin edilmektedir.
 
Üst