Mezar Kazısı 2 | Define Mekanı- Define işaretleri

Mezar Kazısı 2

BoZKurT

"R@m@z@n"
Forum Düzeni
Araştırmacı
Katılım
22 Mart 2012
Mesajlar
8,789
Beğeni
13,851
Konum
İstanbul
Günümüzdeki antik çağda, günümüzdeki gibi cesedi gizleme amacını güden mezarlar çağlara, bölgelere ve dini inançlara göre farklılık göstermektedir. Örn; en basit türde olanlar toprağa açılmış bir çukurdan ibarettir. Bazen bu çukur taştan levhalarla kuşatılıp adeta taştan bir sandık oluşturulmuştu. Bazı bölgelerde büyük aile mezarları olarak görkemli yer altı odaları inşa edilmişti. Kimi zaman da ölen kişinin önemini belirtmek üzere büyük mezar anıtlar yapılmıştı. Bunlardan en dikkat çekici olanları ise Anadolu da asırlarca uygulanılmış olan Tümülüs ya kurgan geleneğidir.
Antik çağlarda ölüler bazen yerleşme yerinin içinde bazen de dışında özel mezarlılara gömülmekteydiler. Yerleşme yerinin içinde yapılan gömülerde cesetler çoğu kez evlerin içine taban altına ya da yerleşme yerinin boş yerlerine gelişigüzel bir biçimde gömerlerdi. Bu nedenle bir yerleşme yerinin kazısı sırasında sık sık mezarlara rastlanabilmesi doğaldır. Özellikle höyük kazıları sırasında, stratigrafi ile ilgili olarak mezar çukurlarının hangi tabakaya ilişkin olduğunun belirlenmesi önem taşır. Bunun için içine mezar çukurunun kazıdığı tabanın saptanması doğru olur.
Yerleşim alanının dışında yapıla gömülerde ise cesetler genellikle nekropolis de denilen mezarlıklara çeşitli şekilde gömülürlerdi. Bu, çoğu kez normal gömme kimi zaman da yakarak gömme türlerinde olabilirdi. Yakılarak gömülmüş ölülerin külleri ve yakma töreninde geriye kalanlar çoğu kez urne denen bir çömlek içine konarak saklanırdı.
Mezarlık ve mezar kazılarında dikkat, doğal olarak, daha çok insan iskeletleri, mezar ve ölü gömme gelenekleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çok olumsuz bir ortamda değillerse gerek insan veya gerekse hayvan kemikleri, bozulmadan 10binlerce yıl kalabilmektedirler. Bu nedenle uygun şekilde kazıdıkları ve ortaya çıkarıldıkları taktirde kemiklerden son derece yararlı bilgiler elde edilebilir.
Yalnızca kazı deneyimi bulunan kimselerce yapılması gereken mezar kazıları büyük bir dikkat gerektirmektedir. Kemikler çok dayanıklı olmakla birlikte doğru hareket edilmediği taktirde çok kolaylıkla bozulup dağılabilirler. Bu nedenle mezar çukuru ve çevresi tümüyle açılmadan iskeleti açmak doğru bir davranış değildir. Çünkü üzerinden toprağı alınmış ve güneş ışınlarıyla nemi uçmuş olan iskelet çok kolay dağılabilir. İskeletlerin temizliği sırasında kemikler yerinden oynatılmamalı ve cesedin yatırılış biçimi ile gömme tarzının doğru olarak belirlenmesine çalışılmalıdır. Dikkatli bir çalışma için küçük spatulalar düşçü aletleri, ince fırçalar, ve havalı pompalardan faydalanılır.
Mezarların kazısı sırasında önce cesedin mezara ne şekilde yatırıldığı ve gömü töreni hakkında bilgi edinilmeye çalışılmalıdır. Gömü biçiminin daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla özellikle doğrudan doğruya toprağa açılmış basit türde mezarlarda çapraz açma sistemi yararlı sonuçlar verebilir. Mezar, iskelete ulaşılana kadar daima üstten alta doğru temizlenmelidir. Bu temizleme işletimine öncelikle gövdenin orta kesiminden başlanmalı ve sonra da kol ve bacaklara geçilmelidir. İskeletin en son açılması gereken kısımları kolaylıkla dağılabilecek olan, en küçük kemiklerin bulunduğu el ve ayaklardır. İskelet varsa yanına bırakılmış mezar armağanları yerinden oynatılmadan fotoğrafı çekilmelidir.gerek mezarın gerekse cesedin yatış durumunu gösteren planlar ve kesitler çizilmelidir. Özellikle cesetlerin yatış yönlerinin hep aynı olduğu büyük mezarlıkların kazısında iskeletlerin tek tek çizimizde çok zahmetlidir. Bu, özelliklede hızlı bir çalışma temposunun gerektiren kurtarma kazılarında daha büyük bir sorun olarak ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda önceden hazırlanmış iskelet çizimlerinde yararlanılır. Belgeleme işlemi tamamlandıktan sonra mezardan önce ölü hediyeleri çıkarılmalı, bu sırada içi toprak dolu olan kap kaçaklar asla gelişi güzel boşaltılmamalıdır. Bu işlem kazı laboratuarında toprağın nemi gittikten sonra ince spatulalarla yapılmalı ve böylelikle kapların içlerine bırakılmış yiyecek kalıntılarının in situ durumda saptanmasına özen gösterilmelidir.
İnsan iskeletleri antropolojik açıdan büyük önem taşırlar. Bu nedenle, ölü hediyelerinin toplanmasından sonra iskeletinde uygun bir biçimde ve kemiklere fazla zarar vermeden toplanarak paketlenmesi yapılmalıdır. Bunu için ahşap ya da kalın mukavva kutulardan yararlanabilinir. Öncelikle kutunun üzerine başta kazı alanının adı, kazını yılı, mezar numarası, iskelet numarası, varsa gerekli diğer bilgiler yazılmalıdır. Ayrıca bu türde bilgileri içeren bir kart da kutun içine konulmalıdır. Mezar kazıları sırasında fiziki antropologlarla çalışmak daha uygundur. Çünkü temizlen iskeletin antropologların toplayıp paketlemesi ileride gerçekleştirilecek laboratuar çalışmaları için büyük kolaylık sağlayacaktır.
Yerleşme yerinin dışındaki toprak üzerinde hiçbir izi olmayan mezarlıkların keşfi çoğu kez rastlantılara bağlıdır. Ancak böyle durum saptandığında öncelikle mezarların yerlerinin belirlenmesi ve tm alanın genişliği gibi konularda ön bilgiler edilmelidir. Örneğin bolon ya da fotoğrafları ile jeofizik yöntemler bu konularda büyük yardımda bulunmaktadır.
Üzeri, kalınlığı 1.50m.yi geçmeyecek kadar toprakla örtülü mezarlım alanlarında taş ya da taştan oda mezarlarının yerlerini belirleyebilmek için mezarlık alanının sınırlanırın saptamak üzere test çubuklarından faydalanılır. Bunun için öncelikle 20 mm kalınlığındaki yuvarlar kesitli demirden, 1.50-1.70 m kadar uzunluğunda darbelere karşı dirençli ve �T� biçimli çubuklara ihtiyaç vardır. Sonra taranacak şüpheli alan üzerine 1*1 m.lik plan kare ağı döşenmeli ve doğal olarak her plan kareye numara verilmelidir. Daha sonra Test çubukları karelerin köşe noktalarına çakılarak inebildikleri en son derinlik saptanmalı ve toprağın sertlik ya da yumuşaklığı ile ilgili kayıtlar plan üzerine kaydedilmelidir. Bu türde bir zemin etüdüyle toprak altındaki taştan yapıların dağılımı konusunda bir ön bilgi elde edilebilmesi mümkündür. Yeraltına inşa edilmiş oda biçimli mezarlar çoğu kez fazla sayıda gömü içeren aile mezarlarıdır. Burada da tabana düzeyine ulaşıldığında , mezar da ki iskelet ve buluntulara hiç dokunmadan, öncelikle odaya 10x10 cm lik karoyaj döşenmesi ve çalışmaları, buna göre sürdürülmesi gerekir. Bu türde mezar odalarının içinde bazen eski iskeletler yenileri geldikçe odanın belli bir bölümüne yığılır, böyle durumlarda mezara armağan olarak bırakılan eserlerin hangi cesede ait olduğunun saptanması mümkün değildir. Ancak böyle durumlardan da en küçük kanıtlar bile kayda geçirilmelidir. Her aşama fotoğraf çekimi yapılmalıdır.
Burada mümkünse önce ölü hediyeleri bir ön temizlik yapılmadan mezarın dışına çıkarılmalı sonrada iskeletlerin toplanması gerçekleştirilmelidir. Bu toplama sırasında her iskeletin elde geldiğince ayrı ayrı kaldırılıp paketlenmesine çalışılmalıdır. İskeletlerin çok karışık olduğu durumlarda ise , bu özellikle bir iskelete ait kafa tasa ve çene kemiği ile diş gibi parçaların beraberce paketlenmesi antropolojik inceleme sırasında kolaylık sağlar. .
En zor mezar kazısı Tümülüs yada kurgan denilen yığma toprak tepeli mezarların kazısıdır. Eski gezginler tarafında �Anadolu�nun piramitleri� denilen bu yığma toprak mezar anıtları daha çok krallar, prensler yada yerel beyler ve benzeri soylu sınıftaki kimseler ve yakınları için inşa edilmişlerdir.
Bir tümülüsün kazılması, eskide uygulanan, yanlıca merkeze doğru açılan basit bir açma ile gerçekleştirilmeyecek kadar karışıktır. Çünkü Tümülüslerin içinde çoğu kez taş yada ahşaptan mezar odaları yada sandukalar bulunmaktadır. Tümülüsler inşa edilirken yada gömü sırasında törenlere ilişkin izlerde bu tepeler altında görülebilir. Bu nedenle bu tür kazıda hiç bir bilginin kaybolmamasına dikkat edilmelidir. Kazı başlanmadan önce mezar tepesinin topografik planının yapılması gerekir. Çünkü daha sonra kazılacak olan bu tepe belki tamamıyla ortada kalkacaktır. Saha sonra tüm yüzeysel özellikler dikkatlice incelenmeli ve bir anlam verilmese bile plana geçirilmelidir. Kazı öncesi bu konuda daha önce yayınlanmış önceki raporlar varsa mutlaka okunup bilgi elde edinilmelidir.
Küçük ve alçak bir Tümülüs kazılırken izlenecek en iyi yol birbirini dik kesen dilimler bırakarak tepeyi dört parçaya bölerek kazmaktır. 1916 dan beri uygulanan ve çeyrek dilim denilen bu yöntemle kazı alanı sıra ile kazılabilecek bir takım parçalara ayrılmıştır. Kazı birbirine çaprazlama olarak ilişkili karşılıklı dilimlerde mezara ilişkin özellikler belirlene kadar sürdürülür, Daha sonra 0.50 metreden daha geniş olmayacak paylar bırakılarak öteki karşılıklı iki dilimi kazısı tamamlanır. Böylece mezar tepesine ilişkin ve tepe ye her iki yöne doğru boydan boya kat eden 2 kesit elde edilmiş ve bu saye den de söz konusu yapay tepenin özellikleri konusunda ayrıntılı bilgi elde edilir. Çünkü buradan da amaç kuşkusuz yalnıza mezarı bulmaya yönelik olmamalardır, mümkün olduğunca çok belge ve bilgi elde edilmeye çalışılmalıdır. Mezarın açılışı sırasında kesit paylarının sorun oluşturacağı kuşkusuzdur. Ancak gerekli belgeleme çalışmaları sona erdirildikten sonra bunlar uygun şekilde kaldırılmalı ve mezarın kazısına daha sonra başlanılmalıdır.
Anadolu Tümülüs bakımında çok zengin bir ülkedir ve bu ülkedeki Tümülüslerin yüksekliği bazen 50 metreyi aşmaktadır bu tür yüksek Tümülüslerde çeyrek dilim yöntemini kullanmak imkansızdır. Buradan mezar tepe önemli bir anıt özelliği taşıdığında korunmasına özen gösterilmelidir.
Büyük Tümülüslerdeki sistematik kazılara ilk kez 1955 yılında Amerikalı arkeolog Rotney S. Young tarafında Polatlı yakınlarındaki Yassıhöyük Gordion da başlandı. Phryglerin başkenti Gordion ve yakın çevresinde, içinde kral ve prenslerin ahşap mezar odaları bulunan bir çok mezar tepesi vardır. Young bu büyük anıtları geniş yarmalarla tahrip edilmelerinin doğru olmadığını, bunun yanında mezar odalarına ulaşabilmek için oldukça büyük miktarda toprak kazılması gerektiğini ve bununda çok pahalıya mal olduğunu saptayarak yeni bir sistem geliştirmenin gerekliliğine inanmış. Yapılacak ilk iş tepelerin altında gizlenen odanın tam yerini belirlemek olmalıydı.
Bu sorun su sondajı denilen yöntemle çözüme kavuşturuldu. Buna göre Tümülüs tepe basınçlı suyla küçük delikler açabilmekte ve bu sayede delinen toprak tabakasının niteliği konusunda bilgiler elde edilmektedir. Sondaj için tümülüsün yüzeyine 2.50 metre aralıklarla plan kare ağı döşenmiş ve sondajlar karelerin kesişen köşelerinde yapılmıştır. Yumuşak toprağın olduğu kesimde sondaj derinlere doğru inebiliyor, sert taş tabakasına gelindiğinde o noktada duruyordu. Ahşap Phyrg mezar odalarının üzerini taştan adeta koruyucu bir kavuk içine alınmıştı. Böylece sondaja ilişkin bütün sonuçlar plan üzerine işaretlenmekte idi. Young bu yöntemle Gordion�daki iki mezar anıtını inceledi bunlardan daha küçüğü 12 metre yüksekliğinde ve 17 metre çapında idi, burada 60 adet sondaj gerçekleştirildi, sonuçta anıtın hemen hemen orta kısmına yakın bir yerde 18.50x14.00 metre kadar genişlikte oval bir sahanın taşla kalplı olduğu anlaşılmıştır.
Bu bilgilere göre yukarıdan aşağıya doğru açılan bir sondajla mezar odası rahatlıkla bulunmuştur. Buna göre Gordion�da ki büyük Tümülüs 53 metre yüksekliğinde ve 300 metre çapındaydı, kapladığı alan genişliği 70 bin metrekareyi buluyordu,alttaki açılacak odanın alanı yalnızca 150 metrekare idi , burada odanın yerini belirleyebilmek için birbirinden 5.00 metre aralıklarla 93 adet sondaj gerçekleştirildi, böylece alttaki, bitimi yine ovali andıran taş yığının yeri belirlendi, ancak bu yükseklikteki bir yapıya tümü ile açık tünellerle girmeye çalışmak büyük bir yıkıma neden olabilirdi, bu nedenle teklerde yine açık fakat merkeze doğru yaklaştıkça kapalı bir tünel sistemi uygulanmasında uygun bulundu, buna göre açık kesim 70 metre uzunluğundaydı, ondan sonraki kapalı tünel için farklı uzmanlık ve araç ve gerece ihtiyaç vardı. Bu şi gerçekleştirecek teknisyen ve işçiler Zonguldak kömür madeninde getirildi, Tünel 2.20 metre yükseklindedir. Genişliği ise üstte 2.00 metre altta ise 2.50 metre kadardır. Her 3.00 metrede bir tünel biçimli kerestelerle destekleniyordu. Açık kesimle kapalı kesim uzunluğu 135.20 metreyi bulmuştu,sonuçta çalışmalar ahşap mezar odasının bulunması ile son buldu.
Aynı yöntemle 1963 yılında Amerikalı Arkeolog George Hanf Manca Lydia Krallığın başkenti Sardies�in Bintepeler Kral mezarlığında, 200 metre çap ve 50 metre kadar yüksekliğindeki Karnı yarık tepe üzerinde uygulandı, bu çalışmalarla odaya rastlanılmadı. Ancak sitem yine başarılıydı.
Şimdi bu iki sistem sonucunda şu özeti çıkartabiliriz Tümülüs yapılarının tanınmasında elde edilen bilgiler bakımında çok önemli bir yol gösterici olmuştur.
Gordion Tümülüsünde yapılan tünel çalışması başarılı da olsa Tümülüs tepeye açılan tünel yer seçimi hatalı idi, Taş koruma tabakasına ulaşılınca taşların taşınması sıkıntı yaratmış, 153 metreküp portakal büyüklüğünde taş dışarı taşımak zorunda kalınmıştır.
Aynı şekilde Bintepelerdeki Karnıyarık tepeye yapılan tünelin başarısız olma nedeni ise sıfır zeminde yapılan tünel, Mezar odasının tepenin göbeğinde olduğunda sıfır zeminde açılan tünel mezar odasının altında geçme ihtimali vardır
Bizim önerimiz Yükseklik / 5X2 sonucunda elde edilecek yükseklide tünel açılımını gerçekleştirmektir.


[DIPNOT]
kaçak kazı yapmayalım,verilen bilgiler bilgi amaçlıdır,hiç bir şekilde kaçak kazıya teşvik etmiyoruz.
[/DIPNOT]
 
Üst