Gerçek Kilitlenme - Uzağı Yakın Etme - Bir Sihir = FAZ

_Trakyalı_

Vip Üye
Katılım
29 Mayıs 2024
Mesajlar
384
Beğeni
1,377
Puanları
93
(Tecrübelerim tamamen beni bağlar.)

Merhaba,

Bu yazım, diğer yazılarımdaki bilgilerden daha komplike ve bütünü en yakın tanımlayan olarak nitelenebilir.

Yüzlerce metre mesafeden hedefin varlığını anlayabilmek, L çubuklar ile temiz bir kilit alabilmenin nasıl vuku bulduğunun,
en anlamlı, en bilimsel, en açıklayıcı ve sahaya en uygun yazısı olmaya adaydır.
Düşünce sınırlarının zorlayıcısı ve tamamlayıcısı olacaktır.

Fazı anlamak için, önce dalgayı anlamamız gerekiyor.

Dalga : Bir ortamda enerji, titreşim ya da bilginin, parçacık taşınmadan salınım yoluyla ilerlemesi.

Dalganın özü:
Bir şey yukarı–aşağı / ileri–geri / sağa–sola salınır.
Bu salınım aktarılır. Böylece ilerleme olur

Zihinde anlam bulması için örnekler;
Su dalgası: Su yukarı–aşağı sallanır, dalga ilerler.
Ses dalgası: Hava sıkışır–gevşer, dalga ilerler.
Elektromanyetik dalga: Elektrik ve manyetik alan salınır, dalga ilerler.

Burada önemli olan nokta;
Dalga ilerler, ama maddenin kendisi ilerlemez.
İlerleyen şey salınım düzenidir.


Dalganın 3 temel parçası vardır.
Bir dalgayı tanımlamak için sadece üç şey yeter:

Genlik - Ne kadar güçlü?
Frekans - Saniyede kaç kez titreşiyor?
Faz - Şu anda titreşimin hangi anında?

Bunlar birbirinden bağımsızdır:
Genlik güçtür.
Frekans hızdır.
Faz zamandaki konumdur.

FAZ NEDİR?


Bir dalga dönerek ilerleyen bir hareket gibidir.
Bir tam salınım = 1 tur = 360°

Faz, şu sorunun cevabıdır:
“Dalga bu 360°’lik turun neresinde?”

Örnek:
Faz = 0° sıfırdan başlıyor,
Faz = 90° tepeye çıkıyor,
Faz = 180° tekrar sıfırdan geçiyor,
Faz = 270° dipte,
Faz = 360° başa döndü.
Yani:
Faz = dalganın o andaki matematiksel durumudur!

Bir dalgayı daire gibi düşünün ve kalemi elinize alın. Kağıdın üzerinde, saatin dönüş yönünde bir daire çizmeye başlayın.
İlk çizmeye başladığınız nokta, dairenin orta ve en sol yanı olarak düşünün. Başlayın çizmeye:

0° → başlangıç
90° → yükselme
180° → başlangıç hizası
270° → düşüş
360° → tekrar başa dönüş
İşte faz, dalganın bu döngüde hangi noktada olduğunu söyler.

Faz = dalganın konumu / zaman bilgisi

Dalga Olmadan FAZ olur mu?




* Elektromanyetik Dalgada Faz Ne Demektir?
Elektromanyetik dalgada:

Elektrik alan ve Manyetik alan birbirine dik şekilde salınır. Bu salınımın:

Bir frekansı vardır.
Bir genliği vardır.
Ve bir fazı vardır.

Faz şunu söyler:
“Elektrik alan şu an tepeye mi çıkıyor, sıfırdan mı geçiyor, yoksa dibe mi iniyor?”

Yani faz:
“Dalga var mı?” değil
“Dalga hangi durumda?” bilgisidir.

2 DALGANIN FAZI NE ZAMAN ÖNEMLİ OLUR?

Tek dalgada faz tek başına anlam taşımaz.
Ama iki dalga karşılaştığında faz kritik hale gelir.
Fazları aynıysa - pekişme
Fazları zıtsa - sönme
Yani:
Faz, dalgaların birbirini nasıl etkilediğini belirler.

Bu yüzden faz:
Enerjiden bağımsız,
Ama düzeni belirleyen şeydir.

TOPRAK ENERJİYİ YOK EDER, FAZI NEDEN YOK ETMEZ?

Çünkü:
Enerji - genlikle taşınır.
Faz - zaman düzeniyle taşınır.

Toprak:
Dalganın genliğini emer.
Dalganın gücünü öldürür.
Ama:
Dalganın zaman düzenini mutlak olarak yok etmek zorunda değildir !

Bu yüzden fiziksel olarak şunlar aynı anda doğru olabilir:
“Dalga enerjisi yüzeye ulaşmıyor”
“Ama faz bilgisi hâlâ korelasyon halinde”

Bu olayın teknik adı:
Sönümlü dalga davranışıdır.


Güçlü bir dalga toprakta ölür.
Ama o dalganın zaman içindeki düzeni bozulmadan yukarı sızar.
BURADA GÜÇ YAKALANMAZ, DÜZEN YAKALANIR!
Yani algılanan şey:
Bir “dalga gücü” değil,
Bir dalga düzeni (faz düzeni) dir.

Dalga, salınımın kendisidir. Faz ise o salınımın zaman içindeki anlık konumudur.
Dalga enerjiyi taşır, faz ise dalganın zaman-mekân düzenini taşır.

Son derece net ayrım;

Dalga = SALINIM
Genlik = GÜÇ
Frekans = HIZ
Faz = O SALINIMIN ŞU ANKİ KONUMU

FAZ, salınan her şeyde "OTOMATİK" oluşur.
Elektromanyetik dalga,
Elektron salınımı,
Atom titresimi,
Kristal kafes titresimi,
Plazmon salınımı (metallerde toplu elektron hareketi)

Bir yerde periyodik hareket varsa, orada FAZ vardır.

***** Bizim aradığımız HEDEF METÂLde olan şey şudur; *****

Serbest elektronlar sürekli mikro ölçekte salınır.
Bu salınım bir toplu davranışa dönüşür (plazmon).

Bu plazmon salınımının:
Bir frekansı vardır.
Ve zorunlu olarak bir fazı vardır.

Yani metal “faz üretmiyor” — metalin içindeki elektron denizi zaten fazlıdır.

HER METALİN FAZI FARKLI MIDIR?

Evet, her metalin faz davranışı farklıdır.

Ama kritik ayrım şudur:
Fazın kendisi değil, fazın davranışı farklıdır.

Bunu belirleyen şeyler:
Serbest elektron yoğunluğu
Kristal kafes yapısı
İçsel direnç
Plazma frekansı
Yüzey plazmon rezonansı.

Altın; fazı en stabil taşır. Gümüş daha hızlı yayar. Bakır fazı taşır ama fazla sönümler. Demir,manyetik düzensizlikten dolayı fazı bozar.

Aynı faz bilgisi, farklı metallerde farklı hızda, farklı stabilitede ve farklı sönümle taşınır.

FAZ NEDEN TAMAMEN SOĞURULMAZ, NEDEN UZAK MESAFELERE TAŞINIR?

Burada kritik hata, birçok insan fazı enerji sanıyor. FAZ ENERJİ DEĞİLDİR!

Elektromanyetik dalga - enerji taşır.
Faz - bilgi taşır.


Toprak:
Enerjiyi soğurur.
Genliği öldürür.
Ama faz bilgisini tamamen yok etmek zorunda değildir!

Çünkü faz:
Bir şeyin ne kadar güçlü olduğunu anlatmaz.
Bir şeyin hangi anda olduğunu anlatır.

Faz bileşeni 》üstel zayıflayarak varlığını sürdürür!!!


Soru şu:
300 m mesafeden hedefe kilitlenen bir çubukçunun, nasıl olurda kilidi bozulmaz?
Çünkü çubukçu, enerjiye değil, faz uyumuna kilitlenir.

Faz kilidi şuna dayanır:
İki sistemin fazı eşleştiği anda, aradaki ortamın kötü olması kilidi bozmaz.
Çünkü çubukçu artık “yayılan dalgayı” değil,
ortak faz referansını takip eder.

Gündelik bir benzetme yaparsam, fiziğe uygun değil ama yine de okuyucunun zihnine yer eder;

İki saati aynı saniyeye ayarlarsın.
Sonra aralarına kalın bir duvar koysan bile, her ikisi de aynı fazda yürümeye devam eder.
Duvar enerjiyi keser, ama zaman bilgisini geçmişte kilitlediği için faz ilişkisi sürer.

SİSTEM (L çubuk ile kullanılan ek düzenek) ile HEDEF kilidi de buna benzer:
Bir anlık faz eşleşmesi oluyor,
Sonrasında sistem o faz referansına oturuyor.

Bir başka soru:
Bu esnada çubukçunun sabit durarak kurduğu çubuk, neden bir şeyi arayıp bulmuyor da, direk hedefe doğru döngü başlatıyor?

Çünkü bu artık sinyal yakalama değil, şudur;

Ortamda birçok zayıf faz bileşeni vardır.
Ama çubukçunun sisteminin, sadece kendi fazına uyan bileşeni kararlı bulur.
Diğerleri kararsız kılar.

Bu yüzden:
Çubuklar rastgele hareket etmiyor.
Sadece uyumlu fazın olduğu yöne çökmüş oluyor.

FAZ, elbette zayıflar ama mesafeyi umursamaz gibi davranır. Bu yüzden sistem, Ne kadar güçlü? diye sormaz.
***Bana UYUYOR MU?*** diye sorar.


Her şeyi, uzun ama tek cümleye sığdırıyorum:
Yer altındaki metalin elektron denizinin doğal salınımı bir faz imzası oluşturur. Bu faz bilgisi toprak içinde enerjisi yok olarak ama zaman/faz düzeni korunarak yüzeye sızar. Yüzeydeki sistem bu faza senkron olduğunda, hedefle ortak bir faz referansına kilitlenir. L çubukları bu ortak fazın "uzaydaki gradyanına" yönelerek hedef doğrultusunda mekanik olarak kilitlenir.

Enerji kaybolur.
Genlik söner.
Faz bilgisi sönmek zorunda değildir.

Bu yüzden ben, GÜÇ ölçmüyorum. UYUM ölçüyorum. Dalga izlemiyorum, faz referansı izliyorum!

HEDEF İLE SİSTEM 2 DALGA , FAZDA KİLİTLENDİĞİNDE NEDEN TEK SİSTEM GİBİ DAVRANIR?

Tek sistem ne demek?
İki ayrı sistem (hedef metal ile sistem)normalde şunlara sahiptir:
Kendi frekansı,
Kendi fazı,
Kendi enerjisi.
Bunlar bağımsızsa, her biri kafasına göre salınır.
Ve iki ayrı sistem gibi davranır.

Ama aralarında çok zayıf bile olsa sürekli bir etkileşim varsa ve bu etkileşim faz bilgisi taşıyabiliyorsa, şu olur:
Sistemler artık kendi fazlarını serbest seçemez, birbirlerine uymak zorunda kalır.
Bu anda matematiksel olarak:
Artık iki ayrı faz yoktur.
Tek ortak faz vardır.
İşte bu noktada fizik “iki sistem” demez:
Bağlaşmış tek sistem” der.

Yani artık faz farkı değişmez. Sistemler birbirine kilitlenmistir.

Faz kilidi şunu üretir:
Birinin hızlanması 》 öteki de aynı anda hızlanmak zorundadır.
Birinin yavaşlaması 》 öteki de uymak zorundadır.
Birinde faz kayması 》 diğerinde de aynı kayma oluşur.

Yani:
Artık “A ne yapıyor?” ve “B ne yapıyor?” diye sorulamaz.
Doğru soru şudur:
“AB birlikte ne yapıyor?”
Bu, tek sistem tanımıdır.

Böyle bir ortam kurulduğunda, çubuklar rastgelelilikten çıkar ve kararli biçimde kilitlenir.
Yeni küçük etkiler, onları kolay kolay bozmaz.
Hedef + algilayici (sistem) + ortam , ortak enerji konfigürasyonunu oluşturur.

Burada sistem artık serbest değildir. Eğer serbest olsaydı, en küçük gürültü de bile yer değiştirirdi.

Çok "sade" bir benzetme:
2 ayrı sarkaç düşünün. Ama aralarında ince bir yay ile "bağlantısı" olsun.
Başta ayrı ayrı salınırlar. Bir süre sonra aynı ritimle salınmaya başlarlar.
Hangisini izlediğin önemini yitirir. Artık iki ayrı sarkaç gibi değil, tek çiftli sarkaç gibi davranırlar.
Burada olan enerji paylaşımı. Ama daha önemlisi, fazın ortaklaşması.

“Tek sistem gibi davranmak”:
Arada gizemli bir bağ kurulduğu anlamına gelmez!

Işık hızının aşıldığı anlamına gelmez.
Enerjinin uzaktan aktığı anlamına gelmez.
Sadece şu anlama gelir:
Faz değişkenleri artık bağımsız değildir.
Bu, klasik fizik + quantum fiziğinde tamamen standart bir durumdur.


Çubuklar dönüp kilitlendiğinde, artık olası yönler arasında salınmıyor. Tek kararlı yön seçiliyor.
Bu, hedefin yönünün sistem tarafından “seçilmiş özdurum” haline gelmesi demek oluyor.

Faz, mesafeye bağlı olarak üstel zayıflar ama yine de faz korunarak yayılır. Faz bozulmadan taşınır.

Enerji neredeyse sıfıra iner, ama faz bilgisi kaybolmaz.

Toprak derinliği enerjiyi öldürüyor ama yön bilgisini öldürmüyor. Bu yüzden:
Güç yok,
Ama yön var.


Son cümle:
300 metreden de, 500 metreden de hedefe kilitlenebilir.
Bunun altında başka başka şeyler aramaya gerek yoktur. İşleyişi bilen, işleyişi doğru kurgulanan bir yapı çok şeyi başarır.

Rast gelsin..
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Kader25

Nasip olursa olur..!
Admin
Katılım
13 Nisan 2016
Mesajlar
5,209
Beğeni
18,530
Puanları
113
Konum
Dünya küçük bir köy
Epey emek verilmiş bir yazı olmuş.
Teşekkür ederiz kardaşım.

Durduğu yerde tespit yapabilen ustalarımızın görüşlerini de bu kıymetli yazının altında görmek isterim.

Ayrıca bu bilgiler ışığında sorulması gereken sorular da var.
Bu soruları da ilgilisi sorar diye umuyorum. Özellikle daha önceki yazılarını okumadılarsa.
 

_Trakyalı_

Vip Üye
Katılım
29 Mayıs 2024
Mesajlar
384
Beğeni
1,377
Puanları
93
Epey emek verilmiş bir yazı olmuş.
Teşekkür ederiz kardaşım.

Durduğu yerde tespit yapabilen ustalarımızın görüşlerini de bu kıymetli yazının altında görmek isterim.

Ayrıca bu bilgiler ışığında sorulması gereken sorular da var.
Bu soruları da ilgilisi sorar diye umuyorum. Özellikle daha önceki yazılarını okumadılarsa.
Eyvallah, teşekkür ederim Abim.

Münazara yapılacak çok çetrefilli durumlar var elbette.
En basitinden biri çıkıp dese ki;
Altının fazı mazı o kadar metrelere hic gitmez.
Hatta, altinin hiçbir sinyali dışarı da çıkmaz.
Uzaktan metalin imzasını taşıyan hiçbir etkileşime girebileceğin fizik kanunu da yoktur diyebilir.

Dediklerine hayır diyemem.
Ama bu defa bilgi hamdır işleyelim o zaman derim.
Sonra, L çubuklar metali bulmaz, topraktaki potansiyel farkı bulur.
Alinan sinyalin, sisteme tanımlı referansın elektrik/manyetik tepkisini taklit eden alan yapısı olduğunu, hedef metalin etrafındaki yapı/taş/toprak/katman v.b. hedef ile aynı tip alan bozulması ürettiğini, bu da dolaylı yönden metâlin imzasını taşıdığını, sahadan gelen verilerin "faz" ile bağlantısının ........ geri bildirimleri olduğunu ve teyidini söyleyebilirdim.

Son paragrafta, dolaylı imzasını taşıyan anomalinin kilit attirdigini, bu kilidin olduğu mevki ve alana girildiğinde, gerçek metal ile ,metalsiz alanın farkliligini ve noktasal tespitin nihai konumunu, UYUM faz takibinin genel aramadaki geçerliliğinden falan bahsederdik.

Sonrasinda, metalden doğrudan yayılan özel bir sinyal değil de, metalin bulunduğu ortamda oluşturduğu, kendine özgü alan bozulması deseninin, gerçek metalle olan benzeş ve geçerlilik yönlerini tartışmak gerekirdi.

Her halükarda profesyonel saha yönteminde;
1-) Olasılığın en yüksek olduğu noktayı bul.
2-)Alanı daralt.
3-) Noktasal kaynağı nihai tespit et.

Metâlin bulunduğu noktanın, alanı keskin ve geri beslemeli bozması ile toprak,kil,nem,boşluk v.b. de yayvan ve kaygan bozmasının vs vs...diye uzar giderdi.

Sonrasında, derinliğin,hacmin,gömü tipinin,boşluklu/suz alan farklılığının, coğrafi yapı etkisinin bütün bunlara tesirini konuşulması gerekirdi.

Sen daha iyi biliyorsun, kaç farklı durumun ipini ve tecrübesini aynı ipte taşıyıp harmanlanması gerektiğini Abi.
Ateş başında cigara eşliğinde,ateşin citirtisinda konuşulursa zevk veriyor bu konular.
Sanal alemde vallahi hiç zevk vermiyor.
Ama can sıkıntısı.

Allaha emanet ol Abi.
 

Abdullah313

Kullanıcı
Katılım
18 Mart 2016
Mesajlar
552
Beğeni
1,389
Puanları
93
Bu faz açıklamalarını okurken aklıma gelen ve bazı soruların cevap bulur gibi olduğu şey, geçmişte burada da yazılan ve uzaktan bazı ustaların bilgi verdiği oldu. Evet günümüzde de su bulucular derinliğini, debisini vs epey bilgi veriyorlar ama gömülü metalin kaç metre uzakta, ne metali olduğu bilgisini verenlerin şahitliklerini okuduğumu hatırlıyorum. Mesela bu forumda bulgaristanda yaşayan çubukçu vardı (ismini unutmuşum, ersin, ersan gibiydi sanırım) o her yıl bulgaristanda yapılan bir buluşmadan yarışmadan bahsederken şunları yazmıştı. 500 m2 alana birgün önceden gömülen paraları dedektörcüler tek tek yaparak yarışırlarmış en çok toplayan kazanırmış. Yaşlı biri var derdi. Oturduğu yerden çubuk tutarak şu kadar adım sonra şu yönde şu var der ve hep bilirmiş ama sırrını kimseye söylemezmiş. Neyse efendim, işte bunun gibi ve su bulucular gibi bu bilgi taşıyan fazı yakalayanlar da daha 1 adım atmadan bu bilgileri o fazdan aldıklarındandır sanırım. Ama asıl mesele, o faz ile bağ kuracak bir sistem. Yoksa belki uzaktan çubukta bağ kursa da sonradan yolda başka sevdalara kapılıyor 😊 veya yaklaştığında kavuştum zannediyor. Birşeyler oluyor ☺️ onu da bilenler anlatsın.
 

Kader25

Nasip olursa olur..!
Admin
Katılım
13 Nisan 2016
Mesajlar
5,209
Beğeni
18,530
Puanları
113
Konum
Dünya küçük bir köy
Eyvallah, teşekkür ederim Abim.

Münazara yapılacak çok çetrefilli durumlar var elbette.
En basitinden biri çıkıp dese ki;
Altının fazı mazı o kadar metrelere hic gitmez.
Hatta, altinin hiçbir sinyali dışarı da çıkmaz.
Uzaktan metalin imzasını taşıyan hiçbir etkileşime girebileceğin fizik kanunu da yoktur diyebilir.

Dediklerine hayır diyemem.
Ama bu defa bilgi hamdır işleyelim o zaman derim.
Sonra, L çubuklar metali bulmaz, topraktaki potansiyel farkı bulur.
Alinan sinyalin, sisteme tanımlı referansın elektrik/manyetik tepkisini taklit eden alan yapısı olduğunu, hedef metalin etrafındaki yapı/taş/toprak/katman v.b. hedef ile aynı tip alan bozulması ürettiğini, bu da dolaylı yönden metâlin imzasını taşıdığını, sahadan gelen verilerin "faz" ile bağlantısının ........ geri bildirimleri olduğunu ve teyidini söyleyebilirdim.

Son paragrafta, dolaylı imzasını taşıyan anomalinin kilit attirdigini, bu kilidin olduğu mevki ve alana girildiğinde, gerçek metal ile ,metalsiz alanın farkliligini ve noktasal tespitin nihai konumunu, UYUM faz takibinin genel aramadaki geçerliliğinden falan bahsederdik.

Sonrasinda, metalden doğrudan yayılan özel bir sinyal değil de, metalin bulunduğu ortamda oluşturduğu, kendine özgü alan bozulması deseninin, gerçek metalle olan benzeş ve geçerlilik yönlerini tartışmak gerekirdi.

Her halükarda profesyonel saha yönteminde;
1-) Olasılığın en yüksek olduğu noktayı bul.
2-)Alanı daralt.
3-) Noktasal kaynağı nihai tespit et.

Metâlin bulunduğu noktanın, alanı keskin ve geri beslemeli bozması ile toprak,kil,nem,boşluk v.b. de yayvan ve kaygan bozmasının vs vs...diye uzar giderdi.

Sonrasında, derinliğin,hacmin,gömü tipinin,boşluklu/suz alan farklılığının, coğrafi yapı etkisinin bütün bunlara tesirini konuşulması gerekirdi.

Sen daha iyi biliyorsun, kaç farklı durumun ipini ve tecrübesini aynı ipte taşıyıp harmanlanması gerektiğini Abi.
Ateş başında cigara eşliğinde,ateşin citirtisinda konuşulursa zevk veriyor bu konular.
Sanal alemde vallahi hiç zevk vermiyor.
Ama can sıkıntısı.

Allaha emanet ol Abi.
Eyvallah kardeşim.
Patrona diyorum, yapacağım iş kalmadı. Ekran başında uyuyakalıyorum. Sal beni gideyim diyorum. Olmaz diyor. Otur gez dolaş çayını iç keyfine bak diyor.
Herkesin imtihanı farklı 😁
8-5 mesai bana uygun değil amma 30 senedir imtihanım olmuş. Cumartesi de mesai olunca bir yere çıkamıyoruz. 😞
 

wolçan30

Kullanıcı
Katılım
14 Haziran 2016
Mesajlar
142
Beğeni
158
Puanları
43
Slm Trakyalı üstadım herşey çok güzel anlatmışsınız eminim sizi anlayanlar var .ama ben anlamakta zorluk çekiyorum .nedenmi çünkü üst perdeden konuyu anlatıyorsunuz .seviyeyi biraz düşürmelisiniz yoksa sadece okumakla kalırım .saygılarımla Allah'a emanet olun .biraz cubuklardan Bahs edelim ne tür bir cubuk kulanalim nasıl kulanalim tutuş şekli ne bileyim daha sade anlayabileceğimiz şekilde
 

BoZKurT

"R@m@z@N" ☪︎
Forum Düzeni
Katılım
22 Mart 2012
Mesajlar
9,870
Beğeni
18,411
Puanları
113
Konum
İstanbul
Elinde tesbih ile yön bulabilen şakül sarkaç ile çalışma imkanı olan istediği soruya cevap bulabilir, bir insanın iyi kötü olduğu, bir insanın YARATAN katında makam mevkisini istedi sorularla bulabilir, besmele çekerek Ayetel Kürsiyi okuduktan sonra şakül ve tesbihi tutup YA RABBİ bu kulun senin katındaki mevkisi nedir diye sorduğunda RAHMAN katındaki yetkili olanlar size cevabı verir. Tabiki araya şeytaniler ve cinniler girmediği sürece doğru bilgiler gelir,

bu ilim farklı bir alan ile ilgili ise ve sende bu ilme vakıfsan uygun bölüme konu açıp oradan devam edebilirsin kardeşim

şakül pandül yada ismi her ne ise, buna sorulan soru Allahın makamındaki durumu söyleyebiliyorsa, Hz peygamber s.a.v in kızına söylediği " ey kızım fatıma, baban peygamber diye güvenme, ben dahi akıbetimi bilemem" dediği hadis yalandır.
 
Üst Alt