İFR - İzotropik Faz Rezonatörü | Define işaretleri ve anlamları

İFR - İzotropik Faz Rezonatörü

_Trakyalı_

Vip Üye
Katılım
29 Mayıs 2024
Mesajlar
405
Beğeni
1,442
Puanları
93
Bu yazı, günün birinde bir çubukçunun işine yarayabilir diye kaleme alınmıştır.

Çubuk ve çubuk ile birlikte kullanılan metaryel satışları yapan her pazarlamacı, sadece sizin cebinizdeki paraya göz dikmiştir. Başarıyı yakalayan bir çubukçu, ASLA hiçbir malzeme satışı yapmaz. Satış yapan kişi sadece BECERİKSİZDİR. Unutmayın..


İFR - İzotropik Faz Rezonatörü.

Kendi L çubuklarım ile kullandığım ve tasarladığım sisteme verdiğim isim.
Tamamen bana özgü. Bir ruhu olsun istedim. Ve bu adı koydum.
Sıfırdan, katman katman, gerçek arazi koşullarında deneyip teyit edilerek şekillendirilmiş bir sistem.
Her arazi koşullarına uyum sağlayan, "sınırlarının sınırsızlığını kabullenmekte" zorlanılan bir yapı.

Yazdığım birçok yazıya istinaden, kendi kullandığım sistemin davranış biçimlerini izah etmeye çalışacağım.
Yazının bütününde, kendi sistemlerini geliştirecek çubukçuların, nelere dikkat etmeleri konularında bir pay çıkaracaklardır.
Her zaman dediğim gibi, günün birinde, birilerine yardımcı olacaktır.


Elektronik bir bileşen kullanmıyorum. Her zaman sıfır hatayı amaç edindiğim için, tam anlamıyla "oldu" dediğimde 9 katmanda son buldu.
Basit ama fizik kanunlarıyla birebir örtüşen bir düzenek.

Kullandığım frekansın dalga boyu yaklaşık 3,7 km. Evet 3700 m. Bunu şöyle izah edeyim.
İFR'yi kurduğum yerden gökyüzüne, 3,7 km uzunluğunda bir çubuk diktiğimizi farz edelim. Bu çubuğu "gören bir göz" olarak düşünün. Ama bu göz, tek bir yöne bakmıyor. 360 derece her yönü görüyor. Küre şeklinde.
Dalga boyu 3,7 km olduğu için coğrafyanın engebeli olması farklılık yaratmıyor. Hedef ile sistem arasında derin vadiler, dereler, tepeler olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Her halukarda hedefe erişilebiliyor.
Çubukçunun hedeften 100 m kot farkı olarak aşağıda kalması veya hedefin kot farkı olarak çok yukarıda olması, sürecin işleyişini değiştirmiyor.

Bu taranacak potansiyel bölgenin, en uygun yerine sistemi kurarak, sadece bir sigara içimi süre beklenerek çubuk kurulduğunda;

* Boşluklu yapılarda değerli metal var ise (özellikle sarı), 500 m yarıçaplı, 250 bin m2 alanın güvenilir şekilde tarandığından emin olabiliyorsunuz.
* Boşluksuz alanda, örneğin metal küp içinde ise aynı boşluklu yapı gibi sinyal alma mesafesi artıyor. Yani sarının küp içinde olması, bilinenin aksine sinyali hem netleştirip hem de çok uzak mesafeden algılanmasına neden oluyor. Malzemenin kenarlarının taş olması,nispeten etrafının toprak harici bir malzeme ile desteklenmesi, en uygun koşulları oluşturuyor. Bu durumlar keskin elektriksel sınırlar oluşturuyor.

Toprak altında taş duvarlar ile örülmüş bir yapı veya kayanın kendisine oyulmuş bir oda, sinyalin uzaklardan çığlık atarak gelmesi ile eşdeğer oluyor.

Bu tip hedeflerin algılanabileceği üst sınırı, 1,2 km ile 1,8 km arasında değişiyor.
O yüzden 500 m mesafe, algılama açısından orta siklet mesafeler olarak okunuyor. Uzağı yakın etmek böyle bir şey.

Sistem hem verici hem alıcı olarak çalışıyor. Bütünleşik bir mekanizma. Sinyal gönderim hızı yaklaşık 290.000 km/saniye. Sinyali de yaklaşık 77.000 km/saniye hızında geri alıyor.
Yani giderken otobanı kullanıyor, geri alırken patikayı kullanıyor.

Kilitlenme, faz kilidi şeklinde gerçekleşiyor.
Faz kilidi, basit bir sinyal yakalama olayı değildir. Çubukları kurduğunuzda etrafta sinyal var mı diye bakmazsınız. Baktığınız şey, sistemin hedefe kilitlenip kilitlenmediğini ölçmek üzereki eylemdir.

Bir sistem, aynı anda birden fazla hedefi görüyor, gördürüyor ve algılıyorsa, her zaman hata yaptırır.

Sistem hazır olduğunda, etraftaki en güçlü sinyal ile bağ kurar ve kilitlenir. Sinyalin gücü, uzaklığın karesi ile ters orantılıdır.
Mesafe arttıkça sinyal gücü düşer.
Örneğin bir nekropol alanda onlarca hedefin olduğu yerde sistemi kurduğunuzda, aradığı hedefin en güçlü olanına kilitlenir. Sistemin yerini değiştirmediğiniz sürece, o hedefte kilitli kalmaya devam eder. Diğer hedefleri bant daraltarak reddeder. Çubukçu kafa karışıklığı yaşamadan hedefi noktalar, ölçümlerini yapar. Derinliğini alır vs. O hedef ortadan kalkmadan ve sistem yeri değiştirilmeden, L çubuklar başka hiçbir hedefi görmez veya algılamaz. Bu prensip, sıfır hata için olmazsa olmazdır. Aksi durum kaosa sürükler. Bütün fizik mantığını alaşağı eder ve çarşı karışır. Benim tecrübem bu yönde.



Hacim demişken, böyle bir sistem ile tahmini hacim de ölçebilirsiniz. Düşük gramajlı hedeflerin hacmini ölçmek daha kolaydır. Örneğin bir oda ve içinde sarı var dediniz. Ölçtünüz ve takribi 10 gr sarı diyebilirsiniz. Ama büyük hacimli hedeflerde durum farklılaşır. Büyük hacimli hedefler etrafında "itme balonu" oluşturur. Bu balon küre şeklinde geniş çaplı olur. Örneğin 1 kg sarı olan yerde 10 m yarıçaplı bir itme balonu oluşur. Bu daireye girdiğinizde ve çubuk kurduğunuzda, çubuklar kendi etrafında dönmeye başlarlar. Çubukçu döner, çubuk döner, çubukçu döner çubuk döner...
Özellikle rulmanlı sistem kullananlar arazide muhtemelen denk gelmiştir.
100 kg bir sarıda kabaca bunu 100 m yarıçaplı bir itme balonu oluşturduğunu düşünürsek, arazinin tozunu yutmuş kişilerin, "hacimli hedeflere yaklaşamazsın" diyerek sarfettiği cümleyi neden kullandıklarını anlarsınız.
İtme balonu yarıçapına baktığınızda, hedefin gerçekten hacimli mi sorusuna cevap bulabilirsiniz.

Hacimli hedefler, faz kilidi ile kilitli sistemler için biçilmiş kaftan statüsüne girer. Hem çok uzaklardan kilit alınır, hem çok rahat noktalamaya izin verirler.

Bazı çubuk kullanan kişilerinin, tespit esnasında çubuklar kendi etrafında 2-3 tur dönmeye başladı anlam veremedim cümlelerini okuyorum. Bu durum geniş bir daire çapında oluyorsa, bilsinler ki o nokta basit bir yer olmayabilir. Bu durumun yaşanma sebebinin de, ellerindeki donanımın yetersiz olmasından kaynaklandığını da elbette söylemek gerekiyor.

Böyle uzun menzilli sistem ile çaşırken, elbette alınan sinyalin ne kadar uzakta olduğunu da az çok bilmek gerekir.
Çubuklar bir yönü işaret ediyor ama tahminen ne kadar uzakta?
50-100-300-500-700 metre?
Uzak mesafeler için sistem alınır hedefe daha yakın mesafeye kurulur.
Çubukçu durduğu yerden, sinyal ile göz göze gelerek, hedefin tahminen kaç metre ileride olduğunu ölçer. 100 m mesafeye kadar olan ölçüm daha nettir. 500 m ve üzeri mesafelerde daha dikkat gerektirir. Ama sonuç olarak takımları toplayıp 300 metre ileriye şu istikamete tekrar kurmalıyım cümlesini şüpheye düşmeden kuracaktır.

Sistem tek düze olmamalıdır. Genel tarama yapan bir sistem ile çalışılmaz. Bıktırır, yıldırır.
Sistem tek bir şeyi aramalıdır. Alan taramasında benim mantığım ilk önce sadece sarı üzerinedir.

Sarı taramasında bir oda tespit edildiğini düşünelim. Dromoslu bir yapı.
Bu defa odada başka hangi metaller var? Bu metallerde de oda sınırları birebir uyumlu mu?
Boşluk modunda sadece dromosu veriyor mu? gibi sorulara net cevap vermelidir.

Kendi kendime arazide ispat ettiğim en önemli şeylerden biri, "boşluk içinde boşluk yoktur" sözümün ispatı olmuştur.
Boşluk modunda baktığımda gerçekten odayı hiç görmüyor. Göz ucuyla bile bakmıyor. Olması gerektiği gibi dromosu bulup sınırları çiziyor vs.
Yani bir sistem, birden fazla farklı mod da kullanılabiliyor olmak zorunda. Olmuyorsa hata ve yanılgı eşlik ediyor.
Odanın içinde 1 kg sarı sağa sola serpilmişte olsa, odada bakır var mı, gümüş var mı soru ve sinyalini, "sarıdan daha da net" alırsınız.
Oda içinde noktasal metal tespiti yapamazsınız. Yapabiliyorsanız yanılgı bir soluk kadar peşinizdedir.

Sarı modundasınız. Odaya girdiniz çubuklar kapandı, çıktınız açıldı. Odanın içinde her cm2 yi gezdiniz çubuklar hep kapalıdır.

Bakır moduna geçtiniz. Odaya girdiniz kapandı, çıktınız açıldı. Her modda aynı sınırları verir. Odanın komple kendisi zaten metal kütle durumundadır.
İçeride sis bulutu varken, tüm metaller iç içe geçmişken noktasal metal tespiti yanılgıyı ön koltuğa oturtur.
Her metalin varlığını teyit edersiniz ama odanın komple kendi sınırlarında tepki alarak.

Çubuk tepkileri olarak dikkat edilmesi gereken en önemli şeyi de eklemek istiyorum.
Çubuklar, ister boşluklu hedef, ister boşluksuz hedefte göğüse tam kapanmak zorunda. Kuzey Güney den yaklaştığında çarpı, Doğu Batıdan yaklaştığında dışa açılma ve bunların bilumum türevleri, yanılgıyı beraberinde getiriyor. Sıfır hatadan çok uzaklaşıyorsunuz.
Bazı kişilerde neden dışa açtığı, bazılarında neden çarpı yaptığını veya farklı davrandığı bir yerden sonra çok netleşiyor.

Yeterli donanıma sahip bir sistemde, çubuklar hedef üzerinde, 360 derece nereden yaklaşırsan yaklaş, göğüse tam kapanır. Her türlü varyasyonu arazide çok denedim. Benim tecrübem..

Yetenekleri bu ölçüde olan bir sistem ile çalışmak, bizim ilgilendiğimiz metallerin her birinin toprak altı karakteristik davranışlarını çırılçıplak görmenizi sağlar. Çıplak değil, çırılçıplak..
Uzaktan ne yapıyor, yaklaşınca ne yapıyor, derinlik halesinde ne yapıyor, hacim halesinde ne yapıyor, üstünde ne yapıyor vs vs.. Bilinmezler ortadan kalkıyor yani.

Kabaca bir sistem nasıl olmalıdır sorusuna kendi tecrübelerime göre yanıt verdim.
Tecrübelerim her zaman beni bağlar.
Yaptım, denedim, teyit ettim, tecrübedir diyerek yazıya döktüm.
Akılda kalmaz satırda kalır.
Gün olur birine bir fikir verir, fayda sağlar.

Rast gelsin..
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Üst Alt