Tesbih' In Anlami Tarihi Çeşitleri Ve Özellikleri

Lacivert24

Extra/Dini Konular
Admin
Katılım
20 Ocak 2013
Mesajlar
8,263
Beğeni
23,677
Puanları
113
Konum
Erzincan
TESBİH' İN

ANLAMI

TARİHİ

ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ


TESBİH ANLAMI NEDİR.....?



tespih değil tesbih'tir doğru yazımı ve kelimenin aslı.
tesbih; "s-b-h" kökünden arapça fiilin nesne halidir.

saymak, sayarak anmak basit anlamı da var olduğu kabul edilen,

allah'ı ululamak,

onu tüm eksik ve kusurlardan tenzih etmek anlamı taşır özünde. ayırmak,

yüceltmek manasına da gelir aynı zamanda.

her bir tesbih tanesi bir kez anmak demektir yani.



gercek_kehribar3.jpg



Tespih,



alışkanlıklardan biri.

'ın sıfatlarını tesbih ederken sayı saymak için kullanılan ve 33 veya katları kadar tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halkaya denir.

Pek çok dinde kullanılır.

Din dışında stres atmak için çevrilir.

Tespihin 11, 33 ve 99 taneli olanları Müslümanlar,

108 taneli olanı Budistler tarafından kullanılır.

Tespihin ucundaki parçaya denir.

Tahminlere göre tespihi almışlar.

da Müslümanlardan 'ya. , 1596'da yazdığı yazısında, Dominikus'un 1221 yılında Avrupa'ya tespihi getirdiğini yazmıştı.

İlk Hristiyan tesbihleri 33 taneli olup bu 33 tane İsa Mesih'in bu dünyada 33 yıl ömür sürmesini hatırlattığı için kutsal sayılmıştır (33 sayısı ile ilgili olarak bkz. ).

İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlar tespih yerine el içinde parmaklarını sayarlarmış.

Ancak hiç kullanmamıştır.

döneminde ilk defa kullanıldığı sanılıyor.

"Tespih çekmek"

namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir.

Ancak birçok Müslüman bu sayıyı tespih taneleri ile değil, parmakları ile belirlemektedir.

Tespih günümüzde takı olarak da, can sıkıntısını gidermek için de kullanılmaktadır.



TESBİH HAKKINDA

Tesbihin tarihine baktığımızda insanlık tarihi kadar eskidir.
Tesbih her asırda bir başka amaçla kullanılmış ve bir alışkanlık haline gelmiştir.
Şöyle ki; insanlığın ilk yıllarında tesbih avcılık maharetini gösteren bir bonservis olarak kullanılıyordu…
Avcılıkla uğraşanlar avladıkları hayvanların kemiklerini ( her hayvan için farklı bir kemik) kullanarak bunları boyunlarına, başlarına veya tesbih olarak kullanıyorlardı…
Tesbih bir nevi takı olarak, süs olarak, güç gösterisi olarak zaman içinde şekillenmiştir.
Kemik tesbihin tarihi de işte buradan gelmekte.
Ortaçağ döneminde savaşlarda galip gelen askerlerin ellerinde düşman askerlerinin kemiklerinden oluşan tesbihler olurdu.

Tabi ki bu kullanımın bir yönü ve bir başka yönü ise brahmanlar tarafından Hindistanda ibadet amaçlı kullanmışlardır.
İbadet yönünden tesbihi ilk kullanan din budizmdir.
Buradaki amaç İslam dininde olan zikir ve hatmeye benzer bir ibadetlerini yerine getirmede etkili bir araç olsaydı.
Hatta bazı yogilerin inanışlarına göre

‘ insanoğlu stresini
iki yerinden çıkardır.
Birincisi parmak uçlarıdır,
Çünkü tabiattaki bioenerjinin trafiği buradan geçmektedir.
İkincisi ise dişlerinden çıkmaktadır.
İşte insanoğlu o yüzden stres anında ya yemek yer yada sigara gibi alışkanlıklara yönelir.
Hindistanlılar Tesbih için stres ve meditasyon amaçlı kullanmışlardır.
Meditasyon sonrasında tesbihin çeşitleri ve modelleri artmıştır…
Şöyle ki,
Budizme inanan ve yeni başlamış öğrencilerin bu dünyevi zevk ve eğlenceden vazgeçmesi ve bir terbiye altına alınması için ince, sık ve bol taneli tesbih kullanışmıştır.
Buradaki amaç sabrı, gayreti, hırsı , egoyu, kibiri hakeza bunun gibi nefsi terbiye amaçlı tesbih modelleri çıkarmışlardır.
Hindistanda yapılan ilk öğreti tesbihi sandal ağacı ve 1000 adet küçük tanelerden ulaşmaktadır..
Bu ağaç türü hem sakinleştirici etkisi hemde güzel kokusuyla yoginin terbiyesi için gerekli mistik huzuru sentezlemektedir…
Öğretiler ilerledikçe tesbihin boyu büyümekte tanelerin sayısı ise azalmaktaydı…
İslam aleminde zikir tesbihi ile tekke ve zaviyede kullanılan tesbihlerin arasında ulvi fark gibi bilgi ve tecrübe arttıkça tesbih tanelerin boyu ve şekilleri değişmektedir…
Tabi ki ilim ve marifet ilerledikçe tesbihin kullanımı ve yeri değişmektedir.
Örnek verecek olursak ‘Siddharta Gautama’ nın tesbihini başında olduğu görürüz.
Bazı rivayetlere göre Siddharta Gautama sabır ve azimle bu yolda nirvanaya ulaşmasındaki en büyük etkenin tesbih olduğu söylenmekte.
Budizm inancına göre nirvanaya ulaşmasını sağlayan her ne varsa saygı görmektedir.
Buda inanışında Hotei (laughing buddha) adında hepimizde aşikar olduğu göbekli kel ve şişko bir tanrı vardır.
Onunda sol elinde tesbih görünmektedir. Tesbih ilk dini temsilini hindistandan almıştır.
Bodhisattva maitreya da tesbihten nasibini alanlardandır…
Bazı kaynaklarda üçüncü gözün tesbih tanesi olduğu söylenmektedir.
Tesbih tanelerinin vermiş olduğu sabır, azim, egoyu yenmek, gibi mücadelerin başarısı olarak üçüncü gözün göz değilde tesbihin gözü olarak bazı yogiler belirtmektedir.
İpin geçtiği yerden dünyaya bakmak diye tasvir eden bodhisattva maitreya tesbih tanelerinde bulunan deliğin ilim gözü olarak adlandırmıştır.
Tesbihin çok uzun yıllar dini sembol olarak kullanıldığı yer hindistandır.
Bu durum onu gösteriyor ki Müslümanlar tesbihi Budistlerden almışlardır.
Peki Hristiyanlar da Müslümanlardan aldığı bilinmektedir.
Hatta Avrupadaki Papa (Katolik) V. Pius 1596 da bildirdiği yazıyla Dominikus’un 1221 yılında avrupa’ya tesbihi getirdiğini belirtmişti.

İslamda olduğu gibi Hristiyan tesbihleri 33 tanedir.
Bu 33 Hz. İsanın bu dünyada 33 yıl ömür sürmesini hatırlattığı için kutsal sayılmıştır
inananlar arasında.
İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlar tesbih yerine el içindeki parmaklarını sayarlardı.
Ancak Hz. Muhammed (s.a.v) hiç kullanmamıştır.
Bazı hadislerde peygamberin zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşlarını kullanarak
‘Sübhanallah’,
‘Elhadülillah’
ve
‘Allahüekber’
kelimelerini 33 er defa tekrarlamanın hangi tarihte başladığı ve yayıldığı da bilinmiyor.
Hz. Ebu Bekir döneminde ilk defa kullanıldığı rivayeti vardır.
Tesbih çekmek namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir.
Ancak Müslümanların bir çoğu tesbih taneleri ile değil de parmakları ile çekmektedir…
Tesbihin 11, 33 ve 99 taneli olanları Müslümanlar 108 taneli olanları ise Budistler tarafından kullanılmaktadır..
Tesbihin ucundaki parçaya İslam dünyasında imame denir. Hindistan dilinde ise ………….
denilmektedir. Bu başlangıc anlamı taşımaktadır.

OSMANLIDA TESBİH

bambaşka hal almaktadır.
16. Yüzyıldan beri Osmanlının başkenti olan istanbulda en güzel tesbihler yapıldı ve raflarda yerlerini aldı.
Tesbih hakkında en meşhur öyküde şudur;
Sultan Ahmet yaptırdığı camide kaç kişinin alacağını öğrenmek ister ve bu yüzden namaz vaktinde caminin giriş ve çıkışlarında tesbih dağıtılması için emrini verir.
Söylendiğine göre 86.000 kişiye camiye girerken 86.000 adette camiden çıkanlara dağıtır.
Caminin ziyaret kapasitesinin 172.000 kişi olduğunu tesbih sayesinde tespit eder.
Tesbih malzemelerinin temin etmek için bir çok padişah araştırmalar yapmışlardır.
Osmanlının el sanatı ile tesbih bambaşka bir hal almıştır.
Tesbih artık İslami alışkanlıklar halini almıştır.
Camiilerde Allah’ın sıfatlarını tesbih edildiğinden tesbih taneleri 99 adete yani Esma-ül Hüsna sayısına göre ayarlanmıştır…
Osmanlı döneminde 99 taneli tesbihlerin hem taşınmasında sıkıntı hemde daha kullanışlı olması babında 33 taneli tesbih ortaya çıkmıştır…
Bunu yanı sıra yazımızın başında da belirttiğimiz gibi
;‘ insanoğlu stresini iki yerinden çıkardır.
Birincisi parmak uçlarıdır
ikincisi ise dişlerinden’
olarak belirttiğimiz tezden yola çıkarak tesbih ibadet dışında bir alışkanlık,
stres topu ve Türkmenlerin tabiri olarak kocaman oyuncağı,
kabadayılar için dane-i racon, bir ego göstergesi olarak imame çevirme olarak bir çok adlar ile farklı şekillere ulaşmıştır…
Özetlemek gerekirse Din dışında stres atmak için kullanılmaya başlanmıştır…
Osmanlı zamanında farklı meslek gruplarının kendine has tesbihleri vardı.
Örneğin Kuka tesbihi hekimler kullanıyordu.
Kuka antiseptik ve antibakteriyer olduğundan Osmanlı zamanında mikrop kırıcı olarak kullanılıyordu.
Bazı kaynaklarda elinde kuka tesbih olmayan hekimleri saraya ve hastanın yanına almıyorlarmış…
Osmanlı zamanında deve mübarek sayıldığından deve kemiğinden tesbihler yapılıyordu.
Bu tesbih ya kervansaraylarda yada tüccarların kullandığı tesbih modelleriydi. Özetlersek her mesleğin kendine has tesbihleri vardı.
Hatta tekke ve zaviyelerde hocaların tesbihleri iri ve çok taneli tesbihler kullanılırdı.
Medresede öğretim gören mollaların tesbihlerinden tutunda, Mevlevilerin, cerrahilerin tesbihleri farklı farklı motifler, imameler içeriyordu…
Tesbih bir nevi Osmanlı zamanında bir kimlikti.
Tesbih ile bir kişinin ne iş yaptığı veya hangi tasavvuf kolunda ne konumda bilgili hangi kademede olduğunu rahatça öğrenebilirdiniz.
Günümüzde tesbihlerin kullanım şekli eskiye nazaran daha farklı bir hal almıştır.
Şimdilerde Tesbih kullanımı kişisel kullanımda şifa verici özelliği ile de kullanılmaktadır.


İLK BRAHMAN RAHİPLERİ TARAFINDAN KULLANILDIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR .

YAKLAŞIK 2800 YILDIR VE ÖZELLİKLE BİR İBADET ARACI OLARAK KULLANILAN TESBİHİN

İLK OLARAK MÖ 800 YILLARINDA HİNDU BRAHMAN RAHİPLERİNİN İBADET İÇİN KULLANDIĞI

KAYITLARDA YER ALIYOR .

GEÇMİŞ DÖNEMLERDE AVLANAN HYVANLARIN BAZI PARÇALRININ İPE DİZİLMESİYLE OLUŞTURULAN

TESBİH TANELERİ SAYISI HER DİNDE FARKLILIK GÖSTERİR



timthumb.php






İSLAMİYETTE TESBİH



تسبيح “Tesbih”, `سبح sebh` kökünden türemiş bir kelimedir. “سبح Sebh”in sözlük anlamı; “havada ve suda hızlı hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek” demektir.
Tesbih ise; “Allah`ı O`na yakışmayan şeylerden tenzih etmek/ uzak tutmak, yani Allah`ı yüceltmek, O`nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu iyi kavramak ve bunu her vesile ile yüksek sesle söylemek” demektir.​
Aynı kökten gelen “سبحان Sübhan”, Allah`ın bir ismi olup; “çok tenzih edilen, her türlü kusurdan uzak olan” demektir.​
Kur`an`da bir çok ayette, yerde ve gökte olan her şeyin Allah`ı tespih ettiği bildirilir. Bunun anlamı; “zerreden küreye, var olan her şey, Allah`ın her türlü kusurdan uzak olduğunun delilidir” demektir. Tesbih, Yaratan`ı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmaktır.​
تسبيح Tesbih kelimesinin kökünden gelen ve Allah`ı tesbih eden, yücelten kelimeler, Kur`an`da yüze yakın yerde geçmektedir.​



Tesbih kelimesinin kökü ‘se-be-ha’ fiilidir.

Se-be-hasözlükte yüzmek, uzaklaşmak, yıldız hızlı hareket etmek,
bir topluluğun yeryüzünde yayılıp hakim olması, suyun yayılıp kaplaması gibi anlamlara gelmektedir. ‘es-Sebhu’ suda ve havada hızlı yayılışı ifade eder. Mecazen yıldızların uzaydaki hareketleri için kullanılır:


"ve kullün fi felekin yesbehûn" (Hepsi bir yörüngede akıp/yüzüp gitmektedir) (21/Enbiya, 33; 36/Yasin, 40).

Atların hızlı koşması ‘sebh’ (sebhan)fiili ile ifade edilir. İşlerdeki süratli koşuşturmaiçin de aynı kelime kullanılır:

"Senin için gündüz uzunca bir koşuşturma vardır." (
73/Müzzemmil, 7).
‘Se-be-ha’ fiilinden türeyen tesbih, Allahu Teala’yı tenzih etmektir. Söz, fiil ve niyet olarak ibadetlerin geneli için kullanılır. (Rağıb). Kelimenin kök anlamı göz önüne alındığında, Allah’ı iman ve amelle tenzih edişte sürekliliği, sağa sola sapmamayı ve tezliği ifade ettiği düşünülebilir.




Elmalılı Hamdi Yazır, ‘tesbih’i, "Allah Teala’yı Cenabı akdesine layık olmayanşaibelerden gerek itikaden, gerek kavlen ve gerek kalben
tenzih etmek ve uzak tutmaktır" diye tanımlamaktadır.
Kuranda –sebbeha-fiili bazen mazi sigasıyla(geçmiş zaman kipiyle)-Hadid/1 de olduğu gibi kullanılmıştır.Bazen de muzari sigayısla(geniş zaman),ara sıra da gelecek zaman kipiyle kullanılmıştır.21/20, 39/75, 40/7, 41/38, 42/5 ayetlerinde olduğu gibi.Bu farklılık kainattaki her zerrenin Allah’a hamd etmiş olduğuna ,hala etmekte
olduğuna ve gelecekte de edeceğine delalet eder.
Tesbih kavramı Kuranda bir çok yerde geçer ve Alllaha boyun eğmenin,emirlerini uygulamanın bir ifadesi olarak kullanılır.Tesbih kelimesi bir çok ayette hamd ifadesi ile geçmektedir.
Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolayı tesbih ederler. Onlar, Allah hakkında mücâdele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar. Ve O, azabı pek şiddetli olandır.Rad/13
O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol.Hicr/98
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır.İsra/44
Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.Furkan/58
O halde sabret, çünkü Allah'ın va'di haktır; günahının bağışlanmasını dile ve akşam-sabah Rabbini hamd ile tesbih et.Mümin/55
Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır.Nasr/3
Bu ayetlerde Allah’ı hamd ile tesbihtenbahsediliyor.Demek ki hamd ile tesbih kavramlarıbirbirlerini tamamlıyor.Allahı hamdetmeyen toplum veyaşahışlar gerçek anlamda Allahı tesbih etmemiş sayılır.​
Haydi, Rabbinin yüce ismi ile tesbih et.Hakka/52
Kainattaki her şey elektrona varıncaya kadarhepsi,Allah’ı tesbih etmektedir:​
Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiğini görmez misin? Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.Nur/41
Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir.Hadid/1
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.Haşr/1
O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar, O'nu tesbih ederier. O, öyle üstündür, öyle hikmet sahibidir.Haşr/24
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O, güçlüdür, Hakim'dir.Saf/1
Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.Cuma/1
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah'ı tesbih ederler. Hükümranlık O'nundur, Övülmek O'na mahsustur. O herşeye Kadir'dir.Tegabun/1
Tesbih kavramıyla ilgili dikkat edilmesi ayetlerdenbirisi de Kalem suresindeki bahçe sahiplerinin tavırları:
En mutedil olanları: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize, demedim mi?» dedi.Kalem/28
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.Kalem/29
Bahçe sahiplrindeki mutedil –vasat-kişi ,onların aldığıkarara uymak istemiyordu.Onlara tesbih etmelerigerektiğini söylüyordu.Ama bu tesbih,bizim bildiğimizyani her gün ikame ettiğimiz namazdan sonra çekilentesbih olmadığı aşikardır.​

Burada Rabbin tesbih edilmesi,miskinlere verilmesi gereken payın verilmesiydi.Başka bir deyimle Allahın emir ve iradesine teslim ve tabi olmaktı.

Bunun aksi ise zulümdür.Yani

miskinlere verilmesi gereken payın verilmemesi zülümdür.
Kuran,tesbih kavramın bir bütünlük içinde, insanınhayatının her alanında tesbih etmesi gerektiğini vurguluyor:​
Bu ayetler benzeri bir çok ayet vardır Kuranda.​

Kuranikavramlar,

yaşanan tarihsel süreç içerisinde aslianlamlarından soyutlanıp,daha çok şekilsel anlamlarkazandırılmıştır.

Bu da bizlerin Kurandan uzaklaşmasınınsonucunu doğurmuştur.

Kuranı anlamak istiyorsak

kavramları yerli yerinde kullanmak ve Kuranın o kavramabiçtiği rolü kavramak gerekiyor

herhalde.İnsanlar dininigerçek anlamda öğrenmezse , Allahı gerçek anlamda tesbih edemez.

Namaz Tesbihlerin


33 Defa


Çekilmesinin Sırrı



lerin 33 adet çekilmesinin elbette
bir çok
sırları vardır.


Ancak kaynaklarda bu sırların ne olduğuna dair açık bir malumata rastlayamadık.
Bu sayının o sırlar için bir şifre anahtarı olmasının bilinmesi,
o sırların bilinmesi anlamına gelmez.

Bununla beraber, bu konuda bir iki noktaya işaret etmek mümkündür:

A
Bu üç in
(Subhanallah, Elhamdülillah, Allahuekber)
ortak paydasını teşkil eden “Allah” lafza-i celaldir.
Bu ismin ebced değeri 66 olup 2x33’tür.
Bu açıdan 33 sayısı, bir ism-i azam olan lafza-i celalin riyazi makamına uygun olmakla o mertebelerdeki bazı feyizlere mazhar olmak mümkündür.

B
“Subhanallah, Elhamdülillah, Allahuekber”
kelimelerinin toplam ebced değeri 627 olup 19x33’tür.
Bu tevafuk da “ , tahmid, tekbir”den ibaret olan lerinin 33’er defa olmasının uygun olduğuna işaret ede bir şifre olarak görülmektedir.

C
atı, lardaki birer çekirdek hükmündedir.
Beş vakit farz ların rekat sayısı 17’dir. ların sonunda yapılacak lerin de bu sayı ile ilişkisi vardır.
Çünkü, 1’den 33’e kadarki sayıların toplamı 561’dir ki, 33x17’dir.
Demek 33 sayısı, aynı zamanda günlük beş vakit farz ların 17 rekatını da içine aldığı için önem arz etmektedir.

D
, tahmid ve tekbirden her birisinin -külli manada- 33’er mertebesi vardır.
Şuurumuz ermezse bile,
atı 33’er defa tekrarlamakla icmali de olsa
onların 33 mertebelerindeki feyizlere mazhar olunabilir.
Bu şekilde at yapanlardan bazıları bilfiil,
bazıları bi’n-niye, bazıları bil-kuvve bu sırlara mazhar olmaya namzettir.

NAMAZDAKİ TESBİH ANLAMLARI



"Allahu Ekber"

Anlamı:
Allah en büyüktür.​

"Sübhane Rabbiyel Azim"

Anlamı:
Ey büyük Rabb'ım! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.​

"Semiallahulimen hamideh"

Anlamı:
Allah kendisine hamd edenleri işitti.​

"Rabbena leke'l-hamd" Anlamı:
Ey Rabbımız! Her çeşit hamd ancak sanadır.​

"Sübhane Rabbiye'l-ala"

Anlamı:
Ey Yüce Rabb'ım! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.​

"Esselamu aleykum ve rahmetullah"

Anlamı:
Allah'ın selamı üzerinize olsun​

"Allahümme ente's-selamu ve minke's-selam

tebarek-te ya-zel celali vel ikram"

Anlamı:
Allah'ım! Sen kurtuluş merciisin. Esenlik ve güvenlik sendedir.​

Ey Azamet ve Kerem sahibi Allah'ım! Senin şanın çok yücedir.

"Ala Resulina Muhammedin salavat"

Anlamı:
Salat Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)'in üzerine olsun​

"Subhanallahi ve'l-hamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim"

Anlamı:
Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah'tan başkasında güç ve kudret yoktur.​

"Subhanallah"

Anlamı:
Allah noksan sıfatlardan münezzehtir.​

"Elhamdülillah"

Anlamı:
Hamd Allah'adır.​

"Lailahe illallahu vahdehula şerikeleh lehül mülkü velehül hamdüala külli vehüve şey'in kadir"

Anlamı:
Eşsiz olan ve ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Hükümranlık Onundur, hamd Onadır ve O her şeye güç yetirendir.​

"Subhane Rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhab"

Anlamı:
Çok bahşedenlerin en yücesi olanRabb'im! Sen noksan sıfatlardan münezzehsin.​

"Amin"

Anlamı:
(Duamın kabul olacağına) Ben inanıyor, güveniyorum.​





BİR TESBİH HİKAYESİ

Günün birinde bir derviş,

bir kucak dolusu elmayla bayırları aşan bir genç kıza rastlamış.

Bozkırın sıcağında yorgunluktan yanakları al al olmuş kızın.

“Nereye gidersin?

Ne doldurdun kucağına?”

diye sormuş derviş.

Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.

“Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.”

“Kaç tane?”

diye soruvermiş birden derviş

Kız durmuş ve şaşkın şaşkın demiş ki:

“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?”

Usulca koparıvermiş elindeki

tesbihin

ipini

derviş…
 
Üst Alt